BASIN DUYURUSU

23/5/2018

BB 14/18

Kolluk Görevlisinin Silahlı Güç Kullanması Olayıyla İlgili Etkili Bir Ceza Soruşturması Yürütülmemesi Nedeniyle
Yaşam Hakkının İhlal Edilmesi

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü 18/4/2018 tarihinde, Cembeli Erdem (B. No: 2014/19077) başvurusunda Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının etkili soruşturma yürütme yükümlülüğüne ilişkin usul boyutunun ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

Diyarbakır’da ikamet eden işitme engelli başvurucu olay tarihinde evine doğru gitmekteyken bir kalabalıkla karşılaşmış, o anda sırtında acı hissederek yere düşmüştür.

Olay yeri inceleme raporunda, başvurucunun vücudundan bir mermi çekirdeğiçıkarıldığı ve üniversite hastanesince teslim alındığı bilgisi yer almıştır.

Emniyet Müdürlüğü, olay günü silahlı bir terör örgütünün saldırı hazırlığı içinde olduğunun öğrenildiğini ve görevliler ile teröristler arasında kalan yaşlı bir kadının zarar görmemesi için bazı görevliler tarafından havaya uyarı ateşi açıldığını, bu sırada görevlilerin olayla ilgisi bulunmayıp grubun arasında kalan bir kişiyi (başvurucu) yerde yaralı bir şekilde görüp ambulans çağırdığını ve olayda bir kolluk görevlisinin de ayağından yaralandığını bildirmiştir.

Emniyet Müdürlüğü, başvurucunun yaralanmasını faili meçhul olay olarak nitelendirerek yaralanma sebebinin belirlenemediğini ifade etmiştir.

Bu yaralanma sonucunda omurilik hasarına bağlı olarak geçirdiği felç nedeniyle bel altı bölgesini kullanamayan başvurucu, savcıya verdiği ifadede kendisini vuranın polis memuru olduğunu kaydetmiştir.

Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile olay yerinde görev yapan polis memurlarının silahları üzerinde kriminal incelemeler yapılmış, başvurucuyu yaralayan mermi ve olay yerindeki kovanların polis memuru R.Ç.’ nin tabancasından atıldığı belirlenmiştir.

Valilik, mermi çekirdeğinin deforme olduğunun ve hakkında ön inceleme yapılan polis memurunun havaya uyarı ateşi açtığının belirlenmesi karşısında başvurucunun seken merminin isabeti ile yaralandığı ve bu nedenle olayda herhangi bir kusur veya ihmalin bulunmadığı gerekçesiyle R.Ç hakkında soruşturma izni vermemiştir. Bu karar, bölge idare mahkemesince kaldırılmıştır.

Cumhuriyet Başsavcılığı polis memuru hakkında olası kasıtla nitelikli yaralama suçundan kamu davası açmıştır. Mahkeme sanık polis memurunun 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

Ancak mahkeme sanığın eylemini kasıt veya olası kasıtla değil taksirle gerçekleştirdiği kanaatine varmış, ayrıca verdiği cezanın açıklanmasını geri bırakmıştır. Başvurucunun bu karara itirazı, ağır ceza mahkemesince reddedilmiştir.

İddialar

Başvurucu, kolluk görevlisinin silahlı güç kullanması sonucu iyileşme olasılığı bulunmayan bir hastalık meydana gelmesi ve bu olayla ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı, Anayasa’nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete negatif yükümlülükler yanında pozitif yükümlülükler de yükler.

Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin korumaya ilişkin maddi yönü yanında usule ilişkin yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır.

Başvurucunun yaralanmasına sebebiyet veren delillerin muhafaza altına alınmasına ve balistik incelemeler ile başvurucuyu yaralayan atışın polis memurunca yapıldığı tespit edilmesine rağmen soruşturmanın etkililiğini zedeleyen hususlar göze çarpmaktadır.

Olay yerinde polis memurlarından bazılarının silahlarını olay sırasında ateşlediklerinin bildirilmesine ve başvurucunun vücudundan çıkarılan mermi çekirdeğinin olay yeri inceleme birimi tarafından olaydan birkaç saat sonra teslim alındığı bilinmesine rağmen polis memurlarının silahları ile söz konusu mermi çekirdeği ve kovanların mukayesesi için hangi sebeple yaklaşık altı ay beklendiği anlaşılamamıştır.

Aynı belirsizlik, olay yerindeki kamera kayıtlarının istenmesi bakımından da söz konusudur. Kayıtlara ilişkin gerekli araştırma için de yaklaşık altı ay beklendiği görülmüştür. Kayıtlar, iki ay muhafaza edilmesi sonrasında silinmiştir.

Bir diğer dikkat çeken husus da olaya karışan polis memurunun havaya ateş ettiği ancak silahından çıkan merminin bir yerden sekerek başvurucuya isabet ettiği kabul edildiği hâlde soruşturma sürecinde olay yerinde uygulamalı bir keşif yapılmamış olmasıdır.

Soruşturmada, olayda kullanılan merminin deformasyona uğraması ile ilgili olarak bu konuda bir ekspertiz raporu alınması dâhil olmak üzere herhangi bir araştırma yapılmamış; deformasyonun vücut dışında gerçekleştiği kabul edilmiştir.

Soruşturmada üzerinde durulması gereken en önemli husus ise şüpheli polis memurunun ilk ifadesinin herhangi bir engel bulunmadığı hâlde olaydan yaklaşık üç yıl, silahının olayda kullanıldığının ekspertiz raporu ile anlaşılmasından ise neredeyse iki yıl sonra alınmış olmasıdır.

Sonuç olarak yetkili makamların maddi gerçeği açığa çıkarabilmek, başka bir ifade ile olayı aydınlatabilmek için kendilerinden makul olarak beklenebilecek tedbirleri ya hiç almadıkları ya da bu konuda gecikme gösterdikleri kanaatine varılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının etkili soruşturma yürütme yükümlülüğüne ilişkin usul boyutunun ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2018
Ziyaretçi Sayısı :