Basın Duyurusu No: BB 28/15
18/9/2015

ADİL YARGILANMA HAKKINA İLİŞKİN NURTEN ESEN KARARI BASIN DUYURUSU

(Karara ulaşmak için tıklayınız)

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 10/06/2015 tarihinde Nurten Esen’in bireysel başvurusunda (B. No: 2013/7970), başvurucunun dava dilekçesindeki taleplerinin karşılanmamasının adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir.

Olaylar

16/6/2008 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle başvurucunun, kolu kesilmiştir.

Başvurucu, 8/7/2008 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İstanbul İl Müdürlüğüne başvurarak maluliyet aylığı bağlanmasını talep etmiştir. SGK tarafından başvurucu 16/2/2010 tarihinde hastaneye sevk edilmiş ve düzenlenen 5/3/2010 tarihli rapora istinaden kendisine Nisan 2010 itibarıyla maaş bağlanmıştır.

Başvurucu, 18/5/2010 tarihinde SGK İstanbul İl Müdürlüğüne başvurarak, 8/7/2008 tarihinde müracaat etmesine rağmen Nisan 2010 itibarıyla maaş bağlandığını belirtmiş ve başvuru tarihi esas alınarak maaş ödenmesini talep etmiştir.

SGK İstanbul İl Müdürlüğü, maluliyetle ilgili raporu takip eden dönem olan Nisan 2010 tarihi itibarıyla maaş bağlandığını bildirmiştir.

Başvurucu, İstanbul 8. İş Mahkemesinde açtığı davada, 8/7/2008 tarihinde başvurarak maluliyet aylığı bağlanmasını talep ettiği halde 1/4/2010 tarihinden başlamak üzere maluliyet aylığı bağlandığını, 20 ay boyunca maaş ödenmediğini, bu süre içinde başvurusuna cevap da verilmediğini belirterek, SGK’nın gecikmesi nedeniyle ödenmeyen 20 aylık maaş tutarının ödenmesini talep etmiştir.

Mahkeme 31/5/2012 tarihli kararla, 506 sayılı Kanun'un 56. maddesine göre düzenlenen rapora istinaden takip eden ay itibarıyla maluliyet aylığı bağlandığını, işlemin Kanun’a uygun olduğu belirtilerek davanın reddine karar vermiştir. Bu karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23/5/2013 tarihli ilâmıyla onanmıştır.

İddialar

Başvurucu, 8/7/2008 tarihinde SGK'ya başvurarak maluliyet aylığı bağlanmasını talep ettiği halde 1/4/2010 tarihi itibarıyla maluliyet aylığı bağlandığını, başvuru tarihinden maaş bağlandığı tarihe kadar 20 ay boyunca maluliyet aylığı ödenmediğini, bu süre içinde SGK tarafından hiçbir işlem yapılmadığını ve açtığı davanın reddedildiğini belirterek, sosyal güvenlik hakkı ile sosyal adalet ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun sosyal güvenlik hakkı ile sosyal adalet ilkesinin ihlal edildiği iddialarını adil yargılanma hakkı kapsamında incelemiştir.

Anayasa Mahkemesi, mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğunu, özellikle başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olmasının bir hak ihlaline neden olacağını vurgulamıştır. Ayrıca mahkemelerin, kararlarını hangi temele dayandırdıklarını yeterince açık olarak belirtme yükümlülüğü altında olduklarını, yargılama sırasında açık ve somut biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması halinde, davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerektiğini, iddia ve savunmalara verilen cevapların mantıklı ve tutarlı olmasının da gerekli olduğunu belirtmiştir.

Anayasa Mahkemesi, davanın sonucuna etkili olan bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt verilmemesinin adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlaline neden olabileceğini ifade etmiştir.

Başvuru konusu olayda başvurucunun, 8/7/2008 tarihinde SGK'ya başvurarak maluliyet aylığı bağlanmasını talep etmesine rağmen SGK tarafından 16/2/2010 tarihinde hastaneye sevk edildiği ve 1/4/2010 tarihinden itibaren maluliyet aylığının bağlandığı anlaşılmıştır.

Başvurucunun, SGK'ya başvuru yaptığı tarihten itibaren maaşın bağlandığı tarihe kadar yaklaşık 20 aylık süre için de maaş ödenmesi gerektiğini belirterek açtığı davada, Mahkemece, başvurucunun asıl talebinin değerlendirilerek, iddia ettiği döneme ilişkin olarak davalı tarafından işlem yapılıp yapılmadığının ve işlem yapılmamışsa bunun sebebi araştırılarak davalıya izafe edilebilecek kusurun olup olmadığının tartışılmamış olması, yalnızca 506 sayılı Kanun’un 56. maddesine dayalı olarak işlem yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin gerekçeli karar hakkını ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Sonuç olarak başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :