Ali Rıza ÖZER ve Diğerleri Kararına İlişkin Basın Duyurusu
Basın Duyurusu No: BB 3/15
13/5/2015

Ali Rıza ÖZER ve Diğerleri Kararına İlişkin Basın Duyurusu

(Karara ulaşmak için tıklayınız)

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu Ali Rıza Özer ve Diğerleri (B. No: 2013/3924) başvurusunda Anayasa’nın 17/3. ve 34. maddelerinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi, toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme hakkının çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde elzem olan farklı düşüncelerin ortaya çıkmasını, korunmasını ve yayılmasını güvence altına aldığına vurgu yapmıştır. Kararda, şiddete teşvik ve demokrasinin ilkelerini ortadan kaldırma durumları dışında toplantı ve ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik tedbirlerin, eylemlerde kullanılan ifadelerin kabul edilemez olarak değerlendirildiği ya da eylemlerin yasadışı olduğu durumlarda dahi demokrasiye zarar verebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda başvuruculara yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ayrıca Mahkeme, toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında kolluk güçlerinin orantısız müdahalesini ve müdahale sonrasındaki şikâyetlerin etkili biçimde soruşturulmamasını kötü muamele yasağının ihlali olarak değerlendirmiştir.

Başvurucular Ali Rıza Özer, Özcan Çetin, Orhan Bayram, Veli İmrak, Tunay Özaydın ve Deniz Doğan’dir. Başvuru, kötü muamele yasağı, ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Olaylar

Olay tarihinde başvuruculardan Özcan Çetin, Orhan Bayram, Veli İmrak, Tunay Özaydın ve Deniz Doğan öğretmen, Ali Rıza Özer ise eğitim müfettişidir. Başvurucuların tamamı eğitim alanında görev yapan kamu çalışanlarının örgütlendiği Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasının İzmir Şubesi üyesidirler.

Başvurucular, eğitim sisteminde değişiklikler getiren ve kamuoyunda“4+4+4 kanun teklifi” olarak bilinen “İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşmelerinin başlaması üzerine itirazlarını duyurmak için 28-29 Mart 2012 tarihlerinde Ankara’da yapılacak toplantıya katılmak istemişlerdir. Güvenlik güçleri tarafından engellenmeleri üzerine, bu engellemeyi ve anılan kanun teklifini protesto etmek için başvurucuların da dâhil olduğu grup 27-28 Mart 2012 tarihlerinde İzmir’de basın açıklaması ve gösteri yürüyüşü düzenlemişlerdir. Bu toplantı ve gösteri yürüyüşüne polisin müdahalesi sırasında başvurucular yaralanmışlardır. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca güvenlik güçlerinin müdahalesinin yasal zor kullanma yetkisi kapsamında kaldığı değerlendirilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

Öte yandan bazı başvurucular hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet suçundan açılan kamu davasında ceza verilmesine yer olmadığına, görevi yaptırmamak için direnmek suçundan açılan kamu davasında ise beraat kararı verilmiştir.

İddialar

Başvurucular, eğitim sisteminde getirilen değişiklere itirazlarını ifade edebilmek için Ankara’da yapılacak basın açıklaması ve gösteri yürüyüşüne katılmalarının engellenmesinin ve bunu protesto etmek için yaptıkları gösteri yürüyüşünde kolluğun orantısız güç kullanmasının ifade özgürlüğü, kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.

Mahkemenin değerlendirmesi

Kötü muamele yasağı yönünden

Kötü muamele yasağı iddialarını toplantı ve gösteri yürüyüşleri temelinde yasağın maddi ve usuli boyutu ile inceleyen Anayasa Mahkemesi, barışçıl nitelikte olmayan toplumsal olaylarda kolluğun sadece kaçınılmaz ve asla aşırı olmamak kaydıyla güç kullanılabileceğini, kişinin kendi davranışından veya tutumundan dolayı fiziksel güce başvurmanın kesinlikle zorunlu hale gelmedikçe kötü muamele yasağının maddi boyutunu ihlal edebileceğini vurgulamıştır. Ayrıca toplumsal olaylarda biber gazının kullanılmasının tek başına kötü muamele yasağının ihlalini oluşturmayacağı belirtilmiştir.

Kötü muamele yasağının usuli boyutu kapsamında yapılan değerlendirmede Anayasa Mahkemesi yürütülecek ceza soruşturmalarının, sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olması gerektiği, soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edebilmek için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerektiği belirtilmiştir.

Bu kapsamda başvurucu Ali Rıza Özer yönünden Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının maddi ve usuli yönünden ihlal edildiğine, oy çokluğuyla, başvurucular Orhan Bayram, Veli İmrak ve Özcan Çetin yönünden kötü muamele yasağının maddi ve usul yönünden ihlal edilmediğine, oy birliğiyle, karar verilmiştir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı yönünden

Anayasa Mahkemesi, hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir toplumda, mevcut düzene itiraz eden ve barışçıl yöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulan siyasi fikirlerin, toplantı özgürlüğü ve diğer yasal araçlarla kendisini ifade edebilmesi imkânı sunulması gerektiğine işaret etmiştir. Ayrıca Mahkeme, Anayasa’nın 34. maddesinin fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifade ile barışçıl bir şekilde ortaya konulabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemeyi güvence altına aldığını vurgulayarak, toplanma hakkının amacının şiddete karışmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerin haklarının korunması olduğunu ifade etmiştir. Kararda toplumsal olaylara biber gazı ile müdahale edilirken yaş, gebelik veya kronik rahatsızlıkları nedeniyle biber gazından beklenenden daha fazla etkilenebilecek kişilerin gazın kullanımından önce ikaz edilmelerinin önemine işaret edilmiştir.

Başvuru konusu olayları iki olay temelinde inceleyen Anayasa Mahkemesi, başvurucuların katıldığı birinci eylem açısından başvurucuların tamamının Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine, oy çokluğuyla; başvurucuların katıldığı ikinci eylem açısından; başvurucu Orhan Bayram yönünden başvurucunun şiddet içeren hareketlerine karşı yapılan müdahalenin orantılı olduğu gerekçesi ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edilmediğine, oy birliğiyle, diğer başvurucular yönünden hakkın ihlal edildiğine, oy çokluğuyla, karar vermiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :