Basın Duyurusu No: BB 30/15
19/9/2015

KİŞİ HÜRRİYETİ VE GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN DOĞU PERİNÇEK, HİKMET ÇİÇEK, HASAN ATİLLA UĞUR KARARLARI BASIN DUYURUSU
(Karara ulaşmak için tıklayınız)

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 25/6/2015 tarihinde Doğu Perinçek, Hikmet Çiçek, Hasan Atilla Uğur bireysel başvurularında (Başvuru No: 2013/5885, 2013/5884, 2013/5924) tutukluluk sürelerinin makul olmamasının başvurucuların kişi özgürlüğü ve güvenliği haklarını ihlal ettiğine karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucular Doğu Perinçek, Hikmet Çiçek, Hasan Atilla Uğur, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan soruşturma kapsamında sırasıyla 21/3/2008, 25/3/2008, 1/7/2008 tarihlerinde gözaltına alınmışlar ve 29/3/2008, 24/3/2008, 4/7/2008 tarihlerinde tutuklanmışlardır.

Soruşturma sonucunda başvurucular hakkında kamuoyunda “Ergenekon Davası” olarak bilinen ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin  E.2008/209 sayılı dosyasında görülen dava kapsamında cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 5/8/2013 tarihli kararıyla başvurucuların üzerine atılı suçlardan mahkumiyetlerine ve hükümle birlikte tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir.

İddialar

Başvurucular tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aştığını ve tutukluluk sürelerinin makul olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi tutukluluğunun kanunda öngörülen azami süreyi aştığına ilişkin şikayetler açısından, başvurucuların gözaltına alınmaları ile ilk derece yargılamasının sona erdiği 5/8/2013 tarihi arasında 5 yılı aşan sürelerle “bir suç isnadına bağlı olarak”tutulduklarınıbelirtmiştir. 3713 sayılı Kanun’un 10. maddesinin beşinci fıkrası Anayasa Mahkemesi tarafından 4/7/2013 tarihinde iptal edilmiş ise de, iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği ve bireysel başvuruda bulunulan tarihlerde söz konusu iptal hükmü yürürlüğe girmediğinden 3713 sayılı Kanun’un 10. maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen on yıllık azami sürenin aşılmadığına karar verilmiştir.

Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi, tutuklama tedbirine kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla başvurulabileceğini, başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerektiğini, bu gerekçeler “ilgili”ve “yeterli” görüldüğü takdirde, yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediğinin incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bu değerlendirmeler ışığında, serbest bırakılma talepleri ve tutukluluğa itiraz üzerine verilen kararlarda gösterilen gerekçelerin beş yılı aşan tutukluluk süreleri bakımından “ilgili” ve “yeterli” olmadığını belirtilerek Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiğine karar verilmiştir.

 

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :