Basın Duyurusu No: BB 45/15
09.12.2015

ADİL YARGILANMA HAKKININ İHLALİNE İLİŞKİN ALİGÜL ALKAYA VE DİĞERLERİ KARARI BASIN DUYURUSU
(Karara ulaşmak için tıklayınız)

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 27/10/2015 tarihinde başvurucular Aligül Alkaya ve diğerleri bireysel başvurusunda (B. No: 2013/1138), Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucu Aligül Alkaya, yakalanmasından sonra müdafii olmaksızın kollukta verdiği 12/4/2003 tarihli ifadesinde isnat edilen suçları nasıl ve kimlerle işlediğini ayrıntıları ile açıklamış; Cumhuriyet savcısının huzurunda susma hakkını kullanmış, avukatı olmaksızın çıkarılmış olduğu Sorgu Hâkimliğinde ise suçlamaları kabul etmediğini, Emniyette kendisine bir şey sorulmadığını, beyanların kolluk tarafından yazıldığını, kendisinin de imzalamak zorunda bırakıldığını ve avukat tutmak istediğini bildirmiştir.

Başvurucunun, yakalama sırasında darp edildiğini ve gözaltı sırasında psikolojik baskıya maruz kalıp kendisine kötü muamelede bulunulduğunu iddia etmesi üzerine Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmış; beş polis memuru hakkında 20/2/2004 tarihinde Fatih 1. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Mahkemenin 26/7/2007 tarihinde beraat kararı vermesi üzerine başvurucu tarafından temyiz talebinde bulunulmuş, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18/3/2010 tarihli ilamıyla zamanaşımının gerçekleştiği belirtilerek kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.

Başvurucular Hatice Duman, Ahmet Doğan ve Hasan Özcan isnat edilen suçlamaları kabul etmemiştir.

Başvurucular hakkında İstanbul 4 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılama devam ederken Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılması nedeniyle yargılama, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK 250. madde ile görevli) yürütülmüştür.

Yargılama sonunda başvurucu Aligül Alkaya’nın, MLKP terör örgütü adına Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın tamamını veya bir kısmını bozma veya kaldırmaya cebren teşebbüs etme suçunun sübuta erdiği kabul edilerek 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 146/1 ve 59/1. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Başvurucu Hatice Duman’ın, anılan yasa dışı örgütün mensubu olarak anayasal düzeni zorla ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçundan 765 sayılı Kanun’un 146/1 ve 59/1. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Başvurucu Ahmet Doğan’ın, iki ayrı soruşturma kapsamında aranmakta iken 12/3/2004 tarihinde İzmir ili Konak Çınarlı Polis Karakolu yakınında meydana gelen bir patlamadan sonra olay mahallinden uzaklaşmaya çalıştığı sırada yapılan takip neticesinde kolluk görevlilerince üzerinde sahte kimlikle yakalandığı belirtilmiş; anılan yasa dışı örgütün mensubu olarak anayasal düzeni zorla ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçundan 765 sayılı Kanun’un 146/1 ve 59/1. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Başvurucu Hasan Özcan’ın, 16/11/2005 tarihinde sahte kimlikle yakalandığı, dosya kapsamında işlenen eylemlerle doğrudan bağlantısı ve iştiraki tespit edilemediği anlaşıldığından yasadışı örgütün emir ve kumandaya haiz üyesi olduğu sabit görülmekle 765 sayılı TCK’nın 168/1 maddesi uyarınca 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

İddialar

Başvurucu Aligül Alkaya, gözaltında tutulduğu sırada maddi ve manevi baskı ve işkenceye uğradığını, iradesini zayıflatıcı ilaçlar verildiğini, ölümle tehdit edildiğini, ailesine ve gözaltına alınan eşi Hatice Duman’a zarar verileceği yönünde tehditlerde bulunulduğunu; Emniyet, Cumhuriyet Savcılığı ve sorgu ifadelerinde talep etmiş olmasına rağmen bir avukatın hukuki yardımından yararlandırılmadığını, gözaltında iken kendisine yapılan kötü muamele sonucunda suçlamaları kabul etmek zorunda bırakıldığını, hukuka aykırı yöntemler kullanılarak elde edilen polis ifadesinin hükme dayanak yapıldığını iddia etmiştir.

Başvurucu Aligül Alkaya ve diğer başvurucular, davanın esasını etkileyecek tanıkların duruşmada dinlenilmesi taleplerinin hiçbir gerekçe sunulmadan reddedildiğini, yüzleştirme yapılmadığını, iddianamede ve Mahkeme kararında beyanları delil olarak yer alan bazı tanıkların duruşmada dinlenmediklerini, Mahkeme heyetinin tarafsız olmadığını, hâkimin reddi talebinin reddine yapılan itiraz sonuçlanmadan hüküm kurulduğunu, ayrıca yargılamayı yapan Mahkemenin kuruluş ve işleyişinin de Anayasa’ya aykırı olduğunu, aynı tür uyuşmazlıkları çözen mahkemelerin aynı kurallara tabi olması gerekirken ağır cezalık fiiller arasında ağır ceza/özel ağır ceza ayrımı yapılmış olmasının yargılamanın birliği ilkesini ihlal ettiğini,Mahkemenin ara kararları ve son mahkûmiyet kararı ile Yargıtayın onama kararının hukuki gerekçeden yoksun olduğunu ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını ileri sürerek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesine göre başvurucu Aligül Alkaya’ya gözaltında iken avukata erişim imkânının sağlanmaması, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesi bağlamında güvence altına alınan soruşturma aşamasında bir avukat yardımından yararlandırılma hakkını ihlal etmiştir.

Öte yandan başvurucu Aligül Alkaya'nın müdafii olmaksızın alınan ifadelerinin mahkûmiyete esas alınması, tanık dinletme taleplerinin değerlendirilmemesi, bazı tanıkların dinlenmesi taleplerinin reddedilmesinde yeterli ve makul gerekçeler ortaya konulmaması da bir bütün olarak hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurmuştur.

Diğer başvurucuların mahkûmiyetlerinde ise esas olarak başvurucu Aligül Alkaya'nın kolluk aşamasında müdafii olmaksızın alınan ifadelerine dayanıldığını tespit eden Anayasa Mahkemesi, başvurucu Aligül Alkaya'nın kolluk aşamasında müdafii olmaksızın ifadesinin alınması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesi bağlamında güvence altına alınan soruşturma aşamasında bir avukat yardımından yararlandırılma hakkının ihlal edildiğine karar verildiğini, bu durumda başvurucu Aligül Alkaya'nın kolluk aşamasında müdafii olmaksızın alınan ifadelerinin, diğer başvuruculara isnat edilen suçlamaların değerlendirilmesinde tek başına kullanılamayacağını ve bu ifadelerden yola çıkılarak diğer başvurucular hakkında mahkûmiyet kararı verilemeyeceğini belirterek diğer başvurucuların da hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Başvurucu Aligül Alkaya dışında diğer başvurucular da tanık dinlenmesini talep ettikleri hâlde bu konuda değerlendirme yapılmamasının, başvurucuların bir kısmının mahkûmiyetine esas olarak farklı mahkemelerce dinlenen tanıkların beyanlarının dikkate alınmasına rağmen bu tanıkların duruşmada dinlenmemesinin, bazı tanıkların dinlenmesi taleplerinin reddedilmesinde yeterli ve makul gerekçeler gösterilmemesinin ve bu şekilde tanık sorgulama/dinletme hakkının gereklerinin yerine getirilmemesinin de bir bütün olarak hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Bu tespitler doğrultusunda haklarındaki yargılamanın bir bütün olarak adil olmaması nedeniyle başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

 

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :