Basın Duyurusu No: BB 01/16
15.01.2016

YAŞAM HAKKINA İLİŞKİN MEHMET KARABULUT KARARI BASIN DUYURUSU


(Karara ulaşmak için tıklayınız)

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 5/11/2015 tarihinde Mehmet Karabulut bireysel başvurusunda (B. No: 2013/512), Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

Piyade er olarak askerlik hizmetini yerine getirirken başvurucunun oğlu olan Mazlum Karabulut (M.K.) ile kendisine ve nöbet devir teslimi için gelen diğer askerlere alkollü halde emirler veren Piyade er Mus. K. arasında tartışma çıkmıştır. Bu tartışma nedeniyle aşırı derecede sinirlenen M.K., diz çökmüş vaziyette iken tüfeği ile başının sağ bölgesine bitişik mesafeden bir el ateş etmek suretiyle intihar etmiştir. Müteveffa, silahı başına dayadığı esnada olay yerinde bulunan kişilerden birisinin “sıkmazsan şerefsizsin” dediği duyulmuştur. Otopsi sonucuna göre M.K.’nın da alkollü olduğu tespit edilmiştir. Olayın görgü tanıklarından birbiriyle tutarlı ifadeler alınmıştır. Askeri savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, başvurucunun itirazı askeri mahkemece reddedilmiştir.

İddialar

Başvurucu, olaydan sonra yapılan ölü muayenesi ile Adli Tıp Kurumunca hazırlanan otopsi raporu arasında, merminin giriş ve çıkış deliğinin yerlerine ilişkin tezatlar bulunduğunu, soruşturma aşamasında bu konudaki çelişkilerin giderilmediğini, olay yeri inceleme ekibi tarafından parmak izi alınmadan mermi sayımı yapılması nedeniyle silahın üzerindeki parmak izlerinin yok edildiğini, içerisinde 30 adet mermi bulunması gerekirken şarjörde olaydan sonra 28 adet mermi tespit edildiğini, oğlunun başına tek mermi isabet ettiği halde eksik kalan diğer merminin akıbetinin araştırılmadığını, oğlunun nöbet sonrasında teslim etmesi gerekirken silahıyla nasıl serbestçe dolaşabildiğinin araştırılmadığını belirterek yaşam hakkı ile hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Ölüm sonrasında harici muayenenin dışarıdan gözlemlere, Adli Tıp Kurumu otopsi raporunun ise uzman bulgularına dayandığına dikkat çekerek, somut olaya ilişkin otopsi raporunun yeterince ayrıntılı hazırlandığını belirten Anayasa Mahkemesi, müteveffanın başının sağ kısmında tespit edilen is bulaşığı ve barut kakmaları yanında tanık ifadelerinin de bu tespitlerle uyumlu olması karşısında soruşturma kapsamında olay anının yeterince aydınlatıldığını değerlendirmiştir.

Olayda kullanılan silahın şarjöründe eksik olduğu söylenen iki mermiden birine ait boş kovanın olay yerinde, diğerinin de müteveffanın olaydan önce nöbet tuttuğu kulübenin yakınlarında bulunduğundan hareketle, herhangi bir askeri mühimmat eksiği bulunmadığını değerlendiren Mahkeme, müteveffanın nöbetinin ardından silahıyla serbestçe dolaşmasına ilişkin şikâyetler ile ölüm olayı arasında illiyet bağının bulunmadığı sonucuna varmıştır.

Kendi iradesiyle hayatına son vermiş olsa da müteveffanın bu yöndeki iradesini etkileyecek şekilde başına silahını dayadığı esnada olay yerinde bulunan kişilerden biri tarafından söylendiği belirtilen “sıkmazsan şerefsizsin” tarzındaki tahrik edici sözün, müteveffanın kendini öldürme eğilimini güçlendirebilecek nitelikte olduğundan, bu davranışın müteveffanın ölümü üzerinde olası etkilerinin araştırılması gerektiğini ifade eden Anayasa Mahkemesi, olay sırasında tahrik edici sözlerin kim tarafından söylendiğinin yeterince araştırılmadığı ve soruşturma kapsamında bu durumun ölüm olayı üzerindeki olası etkilerine ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı kanaatine ulaşarak Anayasanın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturma yapma yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :