Basın Duyurusu No: BB 05/16
05.02.2016

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNE İLİŞKİN ATA TÜRKERİ KARARI BASIN DUYURUSU


(Karara ulaşmak için tıklayınız)

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 12/12/2015 tarihinde Ata Türkeri bireysel başvurusunda (B. No: 2013/6057), Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucu Hava Kuvvetleri Komutanlığı personeli iken, özel hayatına dair iddialar içeren isimsiz bir ihbarın alınması üzerine idari tahkikat başlatılmış, bu kapsamda başvurucunun ve diğer bazı personelin ifadeleri alınmıştır. Başvurucunun cinsel hayatına ilişkin bazı hususlar bu ifade ile öğrenilmiştir. Söz konusu ifade, idari tahkikat başlatıldığı başvurucuya bildirilmeden ve hangi kapsamda ifadesine başvurulduğu açıklanmadan alınmıştır. Ancak başvurucunun kendisine sorulan soruları yanıtladığı ve öğrencilik döneminden başlayarak cinsel hayatına ilişkin hususları içeren ifade metnini imzaladığı anlaşılmaktadır.

Başvurucu hakkında ahlaki durum gerekçesiyle zorunlu emekliliğe ayırma cezası uygulanmış, bu işlemin iptali talebiyle açılan dava Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.

İddialar

Başvurucu, mülakat adı altında, tanık olarak çağrıldığı izlenimi verilerek, herhangi bir disiplin cezası tehdidi olmayacağı güvencesi ve manevi baskı altında ifadesinin alındığını ve okumadan imzalatıldığını, özel hayata ilişkin bilgilere dayanılarak ayırma işlemi tesis edildiğini belirterek anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun meslekî nedenlerle yürütülen bir disiplin soruşturması neticesinde değil, disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden çıkarıldığına dikkat çekmiş, özel hayata saygı hakkına idari veya yargısal bir müdahalenin, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp karşılamadığının, bu bağlamda demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkelerine uygunluğunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Anayasa Mahkemesine göre, özel hayat kavramı, salt mahremiyet alanına işaret etmeyip bireylerin özel bir sosyal hayat sürdürmelerini de güvence altına almaktadır. Özellikle kamu görevlilerinin meslekî yaşamlarıyla da bütünleşen özel hayatlarının bazı unsurlarının idari makamların takdir yetkisi çerçevesinde sınırlamalara tabi tutulması mümkündür. Ancak bu kişilerin de diğer bireyler için öngörülen sınırlamalarda olduğu gibi anayasal güvencelerden istifade etmeleri ve özel yaşamın gizliliği hakkının cinsellikle ilgili mahremiyet söz konusu olduğunda, idarenin takdir yetkisinin daha dar tutulması gerekir.

Anayasa Mahkemesine göre, özel hayata yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için özellikle ciddi gerekçelerin varlığı şarttır. Başvurucunun tesis edilen işleme esas alınan ifadesinin, belirli ve somut fiiller belirtilmeden ve hangi hukuki işleme esas alınacağı konusunda bilgi verilmeden temin edilmiş olması anılan ifadeyi şüpheli duruma getirmiştir. Anayasa Mahkemesi, Derece Mahkemesi kararında, başvurucunun iddialarına rağmen ifadenin alındığı koşulların detaylı şekilde incelenmediğini, başvurucunun özel hayatının en mahrem yönünü oluşturan cinsel hayatını öğrencilik yıllarından itibaren tüm detaylarıyla anlatmasının hangi koşullarda gerçekleştiğinin ortaya konulmadığını ve Derece Mahkemesi kararının, ifade alma koşullarına yönelik iddialar dikkate alındığında başvurucunun mahremiyet hakkına müdahaleyi haklı kılacak makul bir gerekçe içermediğini değerlendirmiştir.

Sonuç olarak başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :