Basın Duyurusu No: BB 06/16
05.02.2016

YAŞAM HAKKI KAPSAMINDA ETKİLİ SORUŞTURMA YÜRÜTME YÜKÜMLÜLÜĞÜNE İLİŞKİN YAVUZ DURMUŞ VE DİĞERLERİ KARARI BASIN DUYURUSU


(Karara ulaşmak için tıklayınız)

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 16/12/2015 tarihinde Yavuz Durmuş ve diğerleri bireysel başvurusunda (B. No: 2013/6574), Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiğine ve başvuruculara 60 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucuların babaları Yaşar Durmuş, askerlik hizmetini yerine getirdiği dönemde izinden dönmekte iken İstanbul’un Maltepe ilçesinde askerî bölge içinde ağaca asılmış şekilde ölü bulunmuştur. Müteveffanın asıldığı ağacın üzerinde “İşte ihanetin sonu. Kökünü kazıyacağız. Biji serok Apo. PKK” yazılı bir bez pankart olduğu tespit edilmiştir. Yapılan otopsi sonucunda müteveffanın ölüm sebebinin başkaları tarafından enseden yukarı doğru boyuna bağ tatbiki olduğu belirlenmiştir. Cumhuriyet Savcılığı şüpheli olduğu ileri sürülenler hakkında hiçbir delil olmadığı, faillere ulaşılamadığı ve 20 yıllık zaman aşımı süresi dolduğu gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermiştir.

İddialar

Başvurucular, yapılan soruşturmada özenli ve hızlı araştırma yapılmadığını, dosyanın görevsiz Cumhuriyet savcılığında 2 yıl bekletildiğini, cinayetin örgütle ilgili yönünün aydınlatılması konusunda bir çaba gösterilmediğini, kamu görevlilerinin olaya katkılarının araştırılmadığını, şüpheli ve şikâyetçilerin ifadelerinin alınması için uzun yıllar beklenildiğini, soruşturma sonucunda şüpheliler hakkında delil yetersizliğinden ve olayla ilgili olarak da zamanaşımından kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiğini iddia etmişlerdir.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasında, olayı gören kişilerin olup olmadığına ilişkin bir sorgulama yapılmadığını, askerlik yaptığı ya da cesedin bulunduğu yerdeki askeri birlik mensuplarından beyan alma yoluna gidilmediğini, müteveffanın uzaktan akrabası olan ve haklarında şikâyet bulunan dört kişinin olaydan ancak 2 yıl 8 ay sonra şüpheli olarak sorgulandıklarını tespit etmiş, cinayetin terör örgütü tarafından işlenmiş olabileceği ihtimalinin soruşturmanın ilk evresinde sorgulanması gerektiği, bu yönde destekleyici bilgi ve belgeye ulaşılamaması durumunda da kişisel husumet gibi diğer nedenlerle işlenmiş olup olmadığı konusunda soruşturmaya devam edilmesinin makul yöntem olacağını değerlendirdikten sonra, bunları ölüm olayının nedenini veya sorumlu kişilerin ortaya çıkarılması imkânını zayıflatan soruşturmaya ilişkin eksiklikler olarak tespit etmiştir.

Anayasa Mahkemesine göre, soruşturmanın kritik olan ilk iki buçuk yılında Cumhuriyet Başsavcılığının şikâyet edilen dört kişinin beyanlarını dahi almayarak hangi değerlendirmeyle soruşturmaya yön verdiği belirsizdir. Olay yeri incelemesi açısından cesedin bulunduğu yere Cumhuriyet savcısının gittiğine dair bir bilgi bulunmamakta olup ceset üzerinde ve civarında parmak izi, ayak izi, araç izi gibi olayı aydınlatabilecek nitelikteki delillerin tespiti ve korunması yönünde de bir çalışma yapılmamıştır. Ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığınca bu konuda yapılan bildirimlerde yetersiz kalındığının açıkça ifade edilmesi, başvurucuların iddialarını teyit eder niteliktedir.

Kesin bir sonuca ulaşılmasını ortadan kaldıracak şekilde soruşturmanın dava zamanaşımından düşme kararıyla sonuçlanması da dikkate alındığında bir bütün olarak başvuru konusu olayda, soruşturma sürecinde gösterilmesi gereken dikkat ve özenin gösterilmediği ve soruşturmada süratle hareket edilmediği kanaatine ulaşılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının gerektirdiği etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün, ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :