Basın Duyurusu No: BB 17/16
01.04.2016

KABUL EDİLEMEZLİĞE İLİŞKİN AHMET KÜTÜK KARARI BASIN DUYURUSU

(Karara ulaşmak için tıklayınız)

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 23/3/2016 tarihinde Ahmet Kütük tarafından yapılan bireysel başvuruda (B. No: 2015/19099); adil yargılanma hakkı, özel hayata saygı hakkı ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucu, 2011 yılında Yargıtay üyesi seçilmiş ve Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu kararı ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinde görevlendirilmiştir. 2/12/2014 tarihinde Yargıtay Kanunu'nda yapılan değişiklikle Yargıtay Ceza Dairelerinin sayısı on beşten yirmi üçe çıkarılmış, sonradan yapılan yasal düzenlemelerle, sekiz Yargıtay daire başkanlığı ve yüz yirmi bir Yargıtay üyeliği kadrosu ihdas edilmiştir. 6572 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile 2797 sayılı Kanun'a eklenen geçici 14. maddede, ihdas edilen Yargıtay üyeliği kadroları için üye seçilmesi, ihdas edilen Yargıtay daire başkanlıkları için seçim yapılması, Birinci Başkanlık Kurulunun yeniden belirlenmesi ve Birinci Başkanlık Kurulu tarafından dairelerin iş durumu ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak Yargıtay daire başkanlarının, üyelerinin ve tetkik hâkimlerinin hangi dairelerde görev yapacağının yeniden belirlenmesi düzenlenmiştir.

Yeniden oluşturulan Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu başvurucuyu Yargıtay 1. Hukuk Dairesinde görevlendirmiştir. Başvurucu, 10/2/2015 tarihinde "yeniden inceleme" için Yargıtay Birinci Başkanlık Kuruluna, kararın iptali için Yargıtay Başkanlar Kuruluna başvurmuştur. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu görevlendirmelerin yasal zorunluluk nedeniyle yapıldığı ve karara itiraz edilemeyeceği gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu, itirazının Yargıtay Başkanlar Kurulunca incelenmesi gerektiği, görevlendirmenin Yargıtay teamüllerine aykırı olduğu ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinde kendisinden daha uzun çalışan başka üyenin bulunmadığı gerekçeleriyle Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun kararına itiraz etmiştir. Yargıtay Başkanlar Kurulu 9/7/2015 tarihli kararıyla başvurucunun itirazını reddetmiştir.

Başvurucunun İddiaları

Başvurucu, gerek Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu kararında gerekse Yargıtay Başkanlar Kurulu kararında gerekçe bulunmadığını, kamuya açık duruşma yapılmadığını, Yargıtay Başkanlar Kurulunun Kanun'da öngörülen şekilde teşekkül etmediğini duyduğunu, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun bağımsız ve tarafsız olmadığını, itirazının beş ay sonra incelenmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının engellendiğini, kararın keyfî olduğunu ve kararlarda açık ve bariz takdir hatası bulunduğunu ileri sürmüştür.

Başvurucu, ayrıca Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun kararına karşı itiraz hakkının bulunması ve itirazın yargı yolu olması nedeniyle başvuru konusu uyuşmazlığın, "medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlık" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini iddia etmiş ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Öte yandan başvurucu, bazı internet siteleri, basın yayın organları ve sosyal medyada "paralel yapı mensubu" olarak gösterildiğini, daha sonra görev yaptığı Yargıtay dairesinin değiştiğini, zorunlu bir ihtiyaç olmadan görev yerinin değiştirilmesinin Yargıtay’da küçük düşürücü olarak algılandığını, bu nedenle şeref ve itibarının olumsuz etkilendiğini, bu durumun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlali olduğunu iddia etmiştir. Başvurucu, aynı zamanda kendisine yakıştırılan görüş ve kanaatler nedeniyle ayrımcılığa tabi tutulduğundan şikâyet etmiştir. Başvurucu, son olarak seçildiği tarihteki Birinci Başkanlık Kurulu tarafından görev yapacağı dairenin belirlenmesi gerektiğini, başvuru konusu kararların hâkimlik teminatına ve hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğunu iddia etmiştir.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi anılan iddialar kapsamında özetle aşağıdaki değerlendirmeleri yapmıştır:

a- Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

Anayasa’nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddeleri uyarınca hak arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerekmektedir.

Başvurucu, hakkında yürütülmekte olan ceza ve/veya disiplin soruşturmasından veya verilen bir cezadan söz etmediğine göre somut olayda "suç isnadı" söz konusu değildir. Bu durumda, adil yargılanma hakkına ilişkin güvence ve ilkelerin somut başvuruya uygulanabilmesi için başvuru konusu uyuşmazlığın "medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar" kapsamında olması gerekir.

Yargıtay üyelerinin belirli bir dairede görev yapmak üzere seçilmemeleri, başvurucunun daha önce görev yaptığı dairede çalışmasına imkan veren mevzuat hükmü veya istikrar kazanmış bir içtihadın bulunmaması, üyelerin görevli oldukları daire değişmese bile görev yapılan Yargıtay dairesinin çalışma alanının yeni bir işbölümü ile değişebilmesi, Yargıtay daire değişikliği kararının maaş, ödenek veya benzeri hakları gibi sıradan iş uyuşmazlıkları ile ilgisinin olmaması, kararın Yargıtay üyeliği statüsü veya yapılan işin niteliği üzerinde olumsuz herhangi bir etkiye sahip olmaması, görev yapılan dairenin değiştirilmesi işleminin mahkeme erişimine kapatılması ve bunun objektif gerekçelere dayanması nedenleriyle başvuru konusu hakla ilgili uyuşmazlık "medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar" kapsamında değildir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

b- Özel Hayata Saygı Hakkının İhlal Edildiği İddiası

Somut olayda 6572 sayılı Kanunla yeni Yargıtay daireleri kurulmuş, Yargıtay dairelerinin iş durumu ve ihtiyaçları ile yeni seçilen Yargıtay üyeleri göz önünde bulundurularak Yargıtay dairelerinde görev yapacak üyeler, yasal zorunluluk nedeniyle yeniden belirlenmiştir. Başvurucunun da aralarında bulunduğu; hakkında internet ortamında, basında ve sosyal medyada haber veya paylaşım yapılmayan bazı üyelerin de görev yaptığı Yargıtay daireleri değiştirilmiştir. Başvurucu, hakkında çıkan haber ve paylaşımlar nedeniyle görev yaptığı dairenin değiştirildiğini, görev yaptığı Yargıtay dairesinin değişmesinin küçük düşürücü bir durum olduğunu ileri sürmüş ise de iddialarını temellendirecek herhangi bir somut olay veya bulguyu delilleriyle birlikte ortaya koyamamıştır. Başvurucu, bu yöndeki iddialarını Yargıtay Başkanlar Kuruluna yaptığı itirazda da dile getirmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

c- Ayrımcılık Yasağının İhlal Edildiği İddiası

Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddiaların soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Ayrımcılık iddiasının incelenebilmesi için başvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir. Somut olayda başvurucu, kendisine ayrımcılık yapıldığını somut delillerle ortaya koyamadığı gibi ayrımcılık nedenini de somut delillerle kanıtlayamamıştır. Ayrıca başvuru, bu yöndeki iddialarını Yargıtay Başkanlar Kuruluna yaptığı itirazda dile getirmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :