Basın Duyurusu No: BB 26/16
01.06.2016

ETKİLİ SORUŞTURMA YÜRÜTME YÜKÜMLÜLÜĞÜNE İLİŞKİN SİNAN IŞIK KARARI BASIN DUYURUSU

(Karara ulaşmak için tıklayınız)

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü 13/4/2016 tarihinde Sinan Işık tarafından yapılan bireysel başvuruda (B. No: 2013/2482), Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan kötü muamele yasağı kapsamında etkili soruşturma yapma yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucu, İstanbul Kasımpaşa Askerî Hastanesi Emniyet Hizmet Birlik Komutanlığında zorunlu askerlik görevini ifa etmekte iken eğitim sırasında rahatsızlanması üzerine görev yaptığı Hastanenin acil servisinde muayene edilmiş ve şiddetli karın ağrısı şikâyetiyle GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine sevk edilmiştir. Başvurucu burada ameliyata alınmış, dalağının parçalandığı tespit edilmiş ve dalağı alınmıştır. Hastaneden taburcu edildikten sonra askerliğe elverişli olmadığı gerekçesiyle terhis edilmiştir. Başvurucu, ilk ifadelerinde herhangi bir darbeye maruz kalmadığını söylese de dalağının alınmasından sonra askerlik görevinden terhis edileceğini öğrenince çavuş H.nin rahatsızlanmasından yirmi gün kadar önce şakalaşmak maksadıyla kendisini kalorifer peteğine kelepçeleyerek darp ettiğini dile getirmiştir. Başvurucunun babası Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmuş, Askerî Savcılık tarafından soruşturma başlatılmış; ilgililerin beyanları ve bilirkişi raporu alınmıştır.

Başvurucunun babası oğlunun bölük çavuşu tarafından bir hafta içinde üç defa olmak üzere görev yaptıkları hastanenin bodrumuna indirilip kalorifer demirine kelepçelenmek suretiyle darp edildiğini, şikâyetçi olmaması için tehdit edildiğini beyan etmiştir.

Başvurucu beyanında; 2012 yılının şubat ayının ilk haftasında, daha önceden kendisine karşı sert tavırları bulunan H.nin gazinonun içinde önce kendisine geç kaldığı için ceza verdiğini, ardından televizyonun yakınında bulunan kalorifer peteğine sağ elinden kelepçelediğini, şaka yapacağını söyleyerek kendisini darp ettiğini, önce omuzlarına vurduğunu, kollarının yorulması nedeniyle gardını indirdiği için daha sonra karnına vurmaya başladığını, olaydan bir kaç gün sonra eğitim sırasında rahatsızlandığını ve dalağının alındığını ifade etmiştir. Şüpheli ve tanıkların beyanlarında; bahse konu kelepçeleme olayının gerçekleştiğini ancak bunun bir şakadan ibaret olduğunu, omzuna gelecek şekilde 5-6 kez sert olmayan bir şekilde darbe alan başvurucunun olayın şaka olduğunu bildiğini ve buna iştirak ettiğini, başvurucu ile H.nin arasında bir husumet olmadığını, başvurucunun eğitim sonrasında rahatsızlandığını ifade ettikleri anlaşılmaktadır.

Başvurucunun muayene ve ameliyatında bulunan doktorlar ise beyanlarında, başvurucunun muayenesinde darp ve cebir izine rastlanmadığını, ancak dalağın normal boyutlarda olması ve başvurucunun başka bir rahatsızlığına ilişkin bulguya rastlanmaması nedenleriyle bahse konu rahatsızlığın bir travma sonucu oluştuğu kanaatine varıldığını, hastanın askerliğe elverişsiz olduğu yönünde rapor alacağını öğrendikten sonra bölük çavuşunun kendisine vurduğunu ifade ettiğini ancak olayın ne şekilde geliştiğine ilişkin bir beyanı olmadığını, somut rahatsızlık bir travma nedeniyle oluştuysa bir kaç saat içinde sonucun ortaya çıkacağını, en fazla on iki saate uzayabileceğini, sorulduğu üzere yirmi günlük bir süreçte rahatsızlığın ortaya çıkmasının mümkün olmadığını ifade etmişlerdir.

İlgili Komutanlık tarafından hazırlatılan bilirkişi raporunda künt batın travmasından sonra meydana gelen dalak yaralanmalarının %85'inde erken evrede dalağın patlayarak 24-48 saat içinde müdahale edilmesini gerektirdiği, vakaların %15'inin ise gecikmiş dalak yırtılmasını meydana getirdiği; anılan %15'lik gecikmiş dalak yaralanmalarının %97'sinin ilk bir aylık süre içinde sonuç doğurduğu belirtilmiştir. Gecikmiş dalak yaralanmalarının kişinin günlük aktivitelerinin arttığı bir zamanda meydana geldiği ve somut olayda askerî eğitim sırasında rahatsızlanma öyküsüyle bu durumun uyumlu olduğu belirtilmiştir.

Askerî Savcılık tarafından başvurucunun darp edildiğini ileri sürdüğü tarihlere ilişkin farklı beyanları arasında çelişkiler bulunması, kelepçeleme olayının şakalaşma olduğunun beyan edilmesi, darbelerin omuz bölgesine yönelik olması ve anılan olayın dalak parçalanmasına sebep olamayacağının anlaşılması gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Karara karşı yapılan itiraz Askerî Mahkeme tarafından reddedilmiştir.

Başvurucu ayrıca Millî Savunma Bakanlığı aleyhine tam yargı davası açmış olup Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararıyla dava konusu olayda davalı idarenin tazmin sorumluluğunu doğuracak bir durumun söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve başvurucunun avukatlık ücretlerini ödemesine hükmetmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi reddedilmiştir.

Başvurucunun İddiaları

Başvurucu, zorunlu askerlik yükümlülüğünü yerine getirdiği süre boyunca üstleri tarafından şiddet ve kötü muameleye maruz kaldığını, dalağının parçalandığı gün de H. tarafından darp edildiğini ve anılan iddialara ilişkin etkili bir soruşturma yürütülmediğini belirterek işkence ve kötü muamele yasağının, ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Soruşturma dosyasında mevcut olan bilirkişi raporunda, travmaya bağlı dalak yaralanmalarının %15'inin travmadan sonraki bir tarihte (büyük oranda ilk bir ay içinde) yoğun fiziksel aktiviteye bağlı olarak dalak parçalanmasına yol açabileceği bunun da başvurucunun olay öyküsüyle uyumlu olduğu belirtilmektedir. Soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda bilirkişi raporundaki gecikmiş dalak yırtılmalarına ilişkin anılan tespitlere yönelik bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Zorunlu askerlik görevinin ifası sırasında başvurucunun büyük oranda devletin gözetimi altında bulunduğu kabul edilmelidir. Bir kişinin devletin gözetimi altında bulunduğu bir zaman diliminde yaralandığının tespiti hâlinde, söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda makul bir açıklama getirme yükümlülüğü devlete aittir. Başvurucunun olay anlatımıyla uyumlu bilirkişi raporunun dikkate alınmadığı değerlendirildiğinde, maddi olayın açıklığa kavuşturulmasını ve olası bir sorumluluğun tespiti yönünde gerekli özenin gösterilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan kötü muamele yasağı kapsamında devletin etkili soruşturma yapma yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :