Basın Duyurusu No: BB 27/16
14.06.2016

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN İLTER NUR KARARI BASIN DUYURUSU

(Karara ulaşmak için tıklayınız)

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 14/4/2016 tarihinde İlter Nur tarafından yapılan bireysel başvuruda (B. No: 2013/6829), Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucu, TEİAŞ bünyesinde taşeron firmaya bağlı işçi olarak çalışmakta iken işyerindeki çalışma şartlarını, diğer çalışanlarla arasındaki eşitsizliği, iş yerindeki müfettiş denetimlerinin etkisizliğini BİMER'e başvuru yoluyla şikâyet etmiş, bu şikâyeti sonrasında iş akdi sona erdirilmiştir. Başvurucunun, iş akdinin feshinin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesi istemiyle açtığı davada Samsun 2. İş Mahkemesince feshin geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay, işçinin hak arama özgürlüğünü hakaret ve sataşma içerikli beyanlara yer vererek kullanmış olması nedeniyle feshi haklı bulmuş, İlk Derece Mahkemesinin kararını bozmuş ve esasa geçerek davanın reddine karar vermiştir.

İddialar

Başvurucu; açtığı davayı İlk Derece Mahkemesinde kazanmasına rağmen kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu ve davanın reddine karar verildiğini, bu şekilde hak arama özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi bu iddialar kapsamında özetle aşağıdaki değerlendirmeleri yapmıştır:

Başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik müdahale, kamu otoritelerinin müdahalesinden kaynaklanmamakla birlikte devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında incelenmesi gerekir. Başvurucunun dilekçesindeki bazı ifadelerin hakaret ve sataşma olarak nitelendirilerek davanın reddine karar verilmesi ile gerçekleşen müdahalenin "başkalarının şöhret veya haklarının korunması" kapsamında kaldığının ve meşru olduğunun kabul edilmesi gerekir.

Bir işçinin, çalıştığı iş yerindeki hukuka aykırılıklar veya işverenin yaptığı haksızlıklar nedeniyle kamu otoritelerini uyarması kural olarak ifade özgürlüğünün güvencesi kapsamındadır. Başvurucunun şikâyet dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde dilekçenin saldırgan bir üsluptan öte yardım isteği içeren ve çaresizliğini vurgulayan ifadeler içerdiği görülmektedir. Başvurucu özellikle diğer çalışanlar ile kendi çalıştığı iş kolu açısından haksızlığa uğradığını ifade etmeye çalışmıştır. Öte yandan işverenin, sigorta bedelini eksik ödediği, vardiyalı çalışmalarına rağmen resmî belgelerde çalışma saatlerini farklı gösterdiği belirtilmiştir. Başvurucu ayrıca şikâyetinin ciddiyetle araştırılmadığını vurgulamak için "müfettiş geliyor yedirip içirip yolluyorlar bize baktıkları yok biz şikâyet edersek tehdit ediyorlar, bizi tamamen amele yerine koyuyorlar" şeklinde ifade kullanmıştır. Şikâyet dilekçesinin bütünlüğü içerisinde hakaret ve sataşma içeren sözlerin başvurucunun şikâyetinin ciddiyetle incelenmesine yönelik çabası olup olmadığı karar gerekçesinde belirtilmemiştir. Özellikle anılan ifadelerin sadece işverene yönelik olmayıp müfettişlerin görevlerini yerine getirmediğine yönelik olup olmadığı da değerlendirilmemiştir.

Diğer taraftan şikâyet dilekçesinin kamu makamları ve firma dışında aleniyet kazanacak şekilde açıklanmadığı dikkate alınarak işverenin itibarına yönelik olumsuz bir sonuç doğurup doğurmayacağı hususunun da değerlendirilmediği görülmektedir. Şikâyet dilekçesinin işveren üzerindeki etkilerinin hafifliği ile başvurucunun iş akdinin haklı fesih hükümlerince sona erdirilmesi şeklindeki yaptırımın başvurucuya olumsuz etkisi karşılaştırıldığında haklı fesih hükümlerinin uygulanmasının gerekliliği hususu da gerekçede tartışılmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun iş akdinin haklı fesih hükümlerince sonlandırılması ile ilgili olarak karar gerekçesinde başvurucunun ifade hürriyeti ile işverenin itibarı ve iş ilişkilerinde huzurun temini menfaatleri arasında adil bir dengeleme hususunda ilgili ve yeterli gerekçe gösterilmediği değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :