Basın Duyurusu No: BB 42/16
17.11.2016

MÜLKİYET HAKKINA İLİŞKİN FATMA ÇAVUŞOĞLU VE BİLAL ÇAVUŞOĞLU KARARI BASIN DUYURUSU

(Karara ulaşmak için tıklayınız)

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 28/9/2016 tarihinde Fatma Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu tarafından yapılan bireysel başvuruda (B. No: 2014/5167), Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Olaylar

Antalya ili Elmalı ilçesi Yuva beldesi Yuva Yaylası Muslukbaşı mevkiinde kaçak av yapıldığı 14/9/2013 tarihinde ihbar edilmiştir. Olay yerine giden jandarma görevlileri, aynı tarihli tutanakla başvurucu Bilal Çavuşoğlu ve Ş.S. tarafından Mazda marka 2005 model çift kabin (pick up cinsi) kamyonet kullanılarak gece far avı yöntemiyle avlanma yapıldığını, bu kişilerin avcılık belgesinin olmadığını, avlanma süresi dışında avlandıklarını, araç üzerinde yapılan kontrol sırasında başvurucu Bilal Çavuşoğlu'na ait bir adet takozsuz otomatik av tüfeği ve bir adet yeni vurulmuş yaban tavşanı bulunduğunu tespit etmişler ve kolluk görevlileri bunlara el koymuştur.

Veteriner hekim tarafından düzenlenen 16/9/2013 tarihli muayene raporunda, olay yerinde ele geçirilen hayvanın iki yaşında erkek bir yaban tavşanı olduğu ve vücudundaki kurşun izlerinden hayvanın av tüfeğiyle vurulduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.

Orman İdaresi başvurucunun avlanma yasağına ilişkin çeşitli ihlallerinden dolayı toplam 1.162 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Orman İdaresi, aynı tarihte verdiği bir diğer kararla söz konusu kabahatlerin konusunu teşkil eden araç ve silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar vermiştir.

Başvurucular Orman İdaresince verilen idari yaptırım kararlarının iptali istemiyle Elmalı Sulh Ceza Mahkemesine başvuruda bulunmuşlardır. Başvuruları esastan inceleyen Elmalı Sulh Ceza Mahkemesi 10/1/2014 tarihli kararı ile başvuruların reddine karar vermiştir.

Başvurucular bu karara itiraz etmişler, Elmalı Asliye Ceza Mahkemesinin 14/2/2014 tarihli kararı ile mahkemece kurulan hükmün usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazların kesin olarak reddine karar verilmiştir.

Başvurucuların İddiaları

Başvurucular, yasak avcılık yapıldığı gerekçesiyle Orman İdaresi tarafından verilen idari para cezası ile mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararlarına karşı yaptıkları başvuruların Sulh Ceza Mahkemesince reddedildiğini, başvuruların reddine ilişkin bu kararın temyizinin mümkün olmadığını, aynı yer Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde öngörülen itiraz yolunun ise etkisiz olduğunu belirterek hak arama hürriyetinin; başvuruculardan Fatma Çavuşoğlu'na ait kamyonetin tespit edilen kabahat ile bir ilgisi de olmadığı hâlde kabahate dayalı olarak orantısız bir şekilde mülkiyetinin kamuya geçirilmesi nedeniyle de mülkiyet hakları ile suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve yeniden yargılama talebinde bulunmuşlardır.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi bu iddialar kapsamında özetle aşağıdaki değerlendirmeleri yapmıştır:

Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi devlete, mülkiyetin kullanımı veya mülkiyetten yararlanma hakkını kontrol etme ve bu konuda düzenleme yetkisi vermektedir. Mülkiyetten yoksun bırakmaya göre daha geniş takdir yetkisi veren düzenleme veya kontrol yetkisinin kullanımında da kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük ilkelerinin gereklerinin karşılanması kural olarak aranmaktadır.

Kanun'la belirlenen avlanma usul ve esasları çerçevesinde av ve yaban hayatı kaynaklarını korumak ve geliştirmek amaçlanmaktadır. Av ve yaban hayatı kaynaklarının zarar görmesine veya yok edilmesine yol açan eylem ve işlemleri önlemek için tedbirler alınması, tedbirlere ve yasaklara uymayanlar için yaptırımlar uygulanmasının kamu yararına olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Dolayısıyla yasak olduğu hâlde "ışık yayan araçla geceleyin far avı" yapılması kabahatinde kullanıldığı gerekçesiyle başvuru konusu kamyonetin mülkiyetinin kamuya geçirilmesinin meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin, bireyin çıkarları ile kamunun genel yararı arasında bulunması gereken adil dengeyi bozmaması gerekmektedir. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken mahkeme, bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer taraftan müdahalenin niteliği, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını da gözönünde tutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır.

Öncelikle başvuruculara mülkiyetin kamuya geçirilmesinin kanuna aykırı olarak veya keyfî ya da makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin itirazlarını ve savunmalarını sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınıp tanınmadığı değerlendirilmelidir.

Başvurucular, mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararının keyfî uygulandığı ve adil olmadığına yönelik iddialarını ve itirazlarını, yargısal merciler önünde açıklıkla ortaya koyabilmiş; başvurucuların iddia ve itirazları önce başvuru sırasında Sulh Ceza Mahkemesi tarafından, itiraz üzerine de Asliye Ceza Mahkemesince incelenmiş; mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım işlemi bu iddia ve itirazlar çerçevesinde yargısal merciler tarafından denetlenmiştir. Dolayısıyla başvuruculara, itirazlarını ve savunmalarını sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanındığı görülmektedir.

Öte yandan mülkiyetten yoksun bırakma gibi ağır bir sonuca yol açan bir yaptırım bakımından başvurucuların davranışları ile mülkiyetten yoksun bırakmaya sebebiyet veren kabahat ya da suç eylemi arasında bir illiyet bağı olduğu ortaya konmalıdır. Başvurucu Fatma Çavuşoğlu, aracın kendisine ait olduğu ve kendisi tarafından herhangi bir eylemde de kullanılmadığı hâlde eşi olan diğer başvurucu tarafından kabahatte kullanıldığı gerekçesiyle mülkiyetinin kamuya geçirildiğinden yakınmaktadır. Aracın bir kabahat eyleminde kullanıldığı yargı kararı ile sabittir. Başvurucu Fatma Çavuşoğlu'nun bu aracın izinsiz avlanmada kullanılacağına dair bilgisi olduğu konusunda herhangi bir bilgi veya belge ise dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bununla birlikte Sulh Ceza Mahkemesi değerlendirmesini, başvurucu Fatma Çavuşoğlu'nun kabahati işleyen Bilal Çavuşoğlu'nun eşi olduğu ve olayın gerçekleştiği zaman da gözetildiğinde bu aracın anılan amaçla kullanılacağının bilinmemesinin "hayatın olağan akışına göre" mümkün olmadığı gerekçesine dayandırmaktadır.

Müsadere veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantılı olması ve bireyin menfaatleri ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengeyi bozmaması gerekmektedir. Bu kapsamda orantılılık incelemesi yapılırken müsaderesine veya mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilen eşya ile suçun maddi konusu arasında mekanik bir değer karşılaştırılması yapılması yeterli değildir. Suçun veya kabahatin hukuki ve maddi konusu, toplumdaki etkisi, faile sağladığı yarar ve mülk sahibinin kusurlu davranışının etkisi gibi hususlar da birlikte değerlendirilmelidir. Bütün bu unsurlar her somut olay bakımından ve olayın özel koşulları gözetilerek irdelenmelidir.

Avlanma yasakları kapsamında öngörülen ve başvurucuların aracının mülkiyetinin kamuya geçirilmesi sonucuna yol açan kabahatle korunan menfaat, özünde ekonomik bir nitelik taşımamaktadır. Diğer bir ifadeyle, parasal karşılığı bilinen bir taşıt ile parasal bir değer atfedilemeyecek bir kamusal menfaat arasında gerçek anlamda bir mukayese yapılması ise mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda, izin verilmediği hâlde "geceleyin ışık yayan kara vasıtasıyla" avlanma kabahatinde kullanıldığı gerekçesiyle başvurucuların aracının mülkiyetinin kamuya geçirilmesi olayı bakımından kabahatin hukuki konusu ve önemi, korunan menfaat, başvurucuların davranışları ile kabahat eylemi arasındaki illiyet bağı dikkate alındığında, başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin av ve yaban hayatı kaynaklarının korunmasına ilişkin kamu yararına dayalı meşru amaç ile başvurucunun menfaatleri arasında olması gereken adil dengeyi bozmadığı ve ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :