Basın Duyurusu No: GK 2/16
28/01/2016

İNTERNET SAĞLAYICILARININ TİB’İN TALEP ETTİĞİ BİLGİLERİ TESLİM ETME VE TEDBİRLERİ ALMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNE İLİŞKİN KARARIN BASIN DUYURUSU

(Karara ulaşmak için tıklayınız)

Anayasa Mahkemesi 8.12.2015 tarihli toplantısında, 6518 sayılı Kanun’un bazı hükümlerinin iptali talebiyle açılmış olan davayı karara bağlamış ve bu kapsamda 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da yer alan;

İçerik, yer ve erişim sağlayıcılarını, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının (TİB) talep ettiği bilgileri talep edilen şekilde Başkanlığa teslim etmekle ve Başkanlıkça bildirilen tedbirleri almakla yükümlü kılan hükümlerini iptal etmiş,

5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında hâkimin verdiği erişimin engellenmesi kararına konu kişilik hakkının ihlaline ilişkin yayının veya aynı mahiyetteki yayınların başka internet adreslerinde de yayınlanması durumunda ilgili kişinin Erişim Sağlayıcıları Birliğine (ESB) başvurması halinde mevcut kararın bu adresler için de uygulanacağına ilişkin hükümde yer alan “…veya aynı mahiyetteki yayınların…” ibaresini iptal etmiş, kalan bölümün reddine karar vermiş,

ESB’nin kuruluşu, işleyişi ve esaslarına ilişkin düzenlemeleri içeren hükümler ile özel hayatın gizliliğinin ihlaline bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde TİB Başkanına erişimin engellenmesi yetkisini veren hükmün iptal talebini ise reddetmiştir.

A- İçerik, Yer ve Erişim Sağlayıcıların TİB’in Talep Ettiği Bilgileri Talep Edilen Şekilde Başkanlığa Teslim Etme ve Başkanlıkça Bildirilen Tedbirleri Alma Yükümlülüklerine İlişkin Hükümler

Dava Konusu Kurallar

6518 sayılı Kanun’un 87. maddesi ile 5651 sayılı Kanun’un 4. maddesine eklenen (3) numaralı fıkra, 88. maddesi ile 5651 sayılı Kanun’un 5. maddesine eklenen (5) numaralı fıkra ve 89. maddesi ile 5651 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenen (d) bendine ilişkin dava konusu kurallarda; içerik, yer ve erişim sağlayıcılar, TİB tarafından talep edilen bilgileri talep edildiği şekilde TİB’e teslim etmekle ve TİB tarafından bildirilen tedbirleri almakla yükümlü tutulmuşlardır.

Davanın Gerekçesi

Dava dilekçesinde özetle, iptali istenilen hükümlerin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın tüm internet kullanıcılarının iletişim verilerinin herhangi bir hukuki sınırlama veya engelleme olmadan toplanmasını mümkün hale getirmek için düzenlendiği, içerik, yer ve erişim sağlayıcılar tarafından talebi halinde Başkanlığa teslim edilecek kişisel bilgilere Başkanlığın erişimini sınırlandıracak herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, iptali istenilen hükümlerde içerik, yer ve erişim sağlayıcıların Başkanlıkça bildirilen tedbirleri almakla yükümlü olduğu öngörülmekle birlikte bu tedbirlerin neler olduğunun açıklanmadığı, dolayısıyla bu tedbirlerin belirsiz olduğu belirtilerek kuralların, Anayasa’nın 2., 13., 20., 36. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesince dava konusu kurallar, Anayasa’nın hukuk devleti ilkesinin düzenlendiği 2. maddesi, “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesi ve “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesi yönünden incelenmiştir.

Anayasa Mahkemesine göre, TİB’in, internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi ve kendisine verilen görevleri yerine getirebilmesi için kişisel veriler de dâhil olmak üzere bir takım bilgi ve belgelere ihtiyacının bulunması kaçınılmazdır. Ancak iptali istenilen kurallarda, TİB’in Kanun’daki görevlerini yerine getirme noktasında içerik, yer ve erişim sağlayıcılardan isteyeceği bilginin kapsamı ve getirebileceği yükümlülüklerin çerçevesi belirlenmemiş, içerik, yer ve erişim sağlayıcılardan bilgi talep etme yetkisinin kapsamı kişisel verilerin korunmasına ilişkin gerekli teminatlar sağlanarak sınırlandırılmamış ve bildirilen tedbirleri alma noktasında da içerik, yer ve erişim sağlayıcılara kapsamı belirlenemeyen yükümlülükler yüklenmiştir. Kanun’un 4. maddesinin iptali istenilen (3) numaralı fıkrasında “Başkanlığın bu Kanun ve diğer kanunlarla verilen görevlerinin ifası kapsamında;” denilerek genel bir belirleme yapılmıştır. Ancak bu genel belirleme, Kanun’un; iptali istenilen 5. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer almamaktadır. Bu çerçevede iptali istenilen kurallarda, TİB’in hangi koşullarda ve hangi gerekçelerle istediği bilgilerin içerik, yer ve erişim sağlayıcılar tarafından Başkanlığa teslim edileceğine ya da verilen bilgilerin ne kadar süre ile TİB’de saklanacağına, talep edilen bilgilerin mahiyetine, içerik, yer ve erişim sağlayıcılara bildirilecek tedbirlere ilişkin herhangi bir belirlilik bulunmamaktadır. Kurallar bu yönleriyle belirli ve öngörülebilir değildir.

İptali istenilen kurallar, Anayasa’nın 20. maddesinde özel hayatın korunmasına yönelik olarak getirilen güvencelere rağmen, kişinin açık rızası olmaksızın kişisel verilerine ulaşılmasına ve bu kişisel verilerin işlenip, bilgi halinde TİB’e teslim edilmesine olanak tanımaktadır. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” denilmektedir. Anayasa’nın bu hükmünde yer alan kişisel verilerin işlenmesine ilişkin “kanunda öngörülen haller”in nelerden ibaret olduğu 5651 sayılı Kanun’da açıkça belirtilmemiştir. İptali istenilen kurallar, Anayasa’da yer alan güvenceye rağmen, kişilere ait her türlü kişisel veri, bilgi ve belgelerin konu, amaç ve kapsam bakımından yeterli sınırlamaya tabi kılınmaksızın koşulsuz olarak TİB’e verilmesine imkân tanımakta, böylece kişiler idareye karşı korumasız hale getirilmektedirler. Dolayısıyla iptali istenilen kurallar, belirli ve öngörülebilir olmadığından kişisel verilerin korunması hakkını ölçüsüzce sınırlandırmakta ve Anayasa’nın 20. maddesine aykırılık teşkil etmektedir.

Sonuç olarak Mahkeme, internet içerik, yer ve erişim sağlayıcılarının Başkanlığın talep ettiği bilgileri talep edilen şekilde Başkanlığa teslim etme ve Başkanlıkça bildirilen tedbirleri alma yükümlülüklerini düzenleyen kuralları Anayasa’nın 2., 13. ve 20. maddelerine aykırı bularak iptal etmiş ve iptal hükümlerinin kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.

B- 5651 sayılı Kanun’un 9. Maddesi Kapsamında Hakimin Verdiği Erişimin Engellenmesi Kararına Konu Kişilik Hakkının İhlaline İlişkin Yayının veya Aynı Mahiyetteki Yayınların Başka İnternet Adreslerinde de Yayınlanması Durumunda İlgili Kişinin ESB’ye Başvurması Halinde Mevcut Kararın Bu Adresler İçin de Uygulanmasına İlişkin Hüküm

Dava Konusu Kural

6518 sayılı Kanun’un 93. maddesiyle değiştirilen, 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinin (9) numaralı fıkrasında, 9. madde kapsamında hâkimin verdiği erişimin engellenmesi kararına konu kişilik hakkının ihlaline ilişkin yayının veya aynı mahiyetteki yayınların başka internet adreslerinde de yayınlanması durumunda ilgili kişi tarafından Birliğe müracaat edilmesi hâlinde mevcut kararın bu adresler için de uygulanacağı öngörülmektedir.

Davanın Gerekçesi

Dava dilekçesinde, iptali istenilen kuralın Anayasa’nın 2., 33., 36. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

İptali istenilen kural uyarınca, erişimin engellenmesi kararına konu kişilik hakkının ihlaline ilişkin yayının aynısı ya da aynı mahiyetteki yayının başka internet adreslerinde de yayınlanması durumunda Birlik, bir değerlendirme yapacak ve yargı organınca yeni bir karar alınmaksızın, ilgili kişinin Birliğe müracaat etmesi halinde hâkimin vermiş olduğu karar, bu adresler için de uygulanacaktır.

Anayasa Mahkemesine göre, hâkimin verdiği erişimin engellenmesi kararına konu kişilik hakkının ihlaline ilişkin yayının aynısının bir başka internet adresinde yayınlanması durumunda Birlik tarafından kararın bu adresler için de uygulanmasında sorun bulunmamaktadır. Bu durumda mevcut kararın bu adresler için de uygulanması, söz konusu hâkim kararının yerine getirilmesinden ibarettir. Çünkü belirtilen yayının kişilik hakkını ihlal ettiği mahkeme tarafından tespit edilmiş durumdadır. Birliğin burada yapacağı şey, söz konusu yayının aynı olup olmadığını ve ihlale konu yayının belirtilen internet adresinde aynen veya bir parçasının yayınlanıp yayınlanmadığını belirlemekten ibarettir. Ayrıca hâkim kararını etkisiz kılacak şekilde çok küçük değişiklikler yapılmak suretiyle aynı eylemin gerçekleştirilmesi halinde de ihlale konu yayının aynı olduğu kabul edilmelidir. Burada Birlik tarafından hukuki bir değerlendirme yapılması söz konusu olmayıp maddi olay tespit edilecektir. Bu durumda da erişimin engellenmesi kararının uygulanacağı yayın, daha önce hâkim kararıyla tespit edilmiş olduğundan herhangi bir belirsizlikten bahsedilemeyeceği gibi ifade hürriyetinin keyfi veya ölçüsüz şekilde sınırlandırılmasından da söz edilemez.

Ancak hâkimin 9. madde kapsamında verdiği erişimin engellenmesi kararına konu kişilik hakkının ihlaline ilişkin “aynı mahiyetteki yayınların” başka internet adreslerinde yayınlanması durumunda ilgili kişinin Birliğe başvurması halinde bunun tespiti de Birliğe bırakılmaktadır. Aynı mahiyetin tespiti, yayının aynı olmasından farklı olup, bu yayının içeriğinin değerlendirilmesini gerektirmektedir. “Aynı mahiyetteki yayınlar”, hâkimin vermiş olduğu erişimin engellenmesi kararına konu kişilik hakkının ihlaline ilişkin yayın ile aynı olmayan, ancak yöneldiği sonuç bakımından ilgilinin kişilik hakkını ihlal edebilecek mahiyette olan yayınlardır. Kişilik hakkının kapsamı ve hangi eylemlerin kişilik hakkını ihlal ettiği ise ilgili tarafların toplumsal, ekonomik, siyasal ve hukuki konumları, söz konusu yayının ulaştığı kitle ve bu yayının ifade özgürlüğü kapsamında bulunup bulunmadığı gibi birçok hukuki konunun değerlendirilmesini ve buna göre karar verilmesini gerektirmektedir. Bu kapsamda iptali istenilen kuralla aynı mahiyetteki yayınların ESB’ye erişimin engellenmesine yönelik olarak verilen yetki, kanunilik ilkesinin asgari şartı olan kanunun anlaşılır, açık ve net olması zorunluluğunu karşılamadığı gibi kapsam ve sınırları da belirsizdir. Kural “aynı mahiyetteki yayınlar” yönünden belirli ve öngörülebilir değildir.

Öte yandan, Birlik tarafından hâkimin verdiği erişimin engellenmesi kararına konu kişilik hakkının ihlaline ilişkin aynı mahiyetteki yayınların başka internet sitesinde yayınlanması halinde bu siteler hakkında da erişimin engellenmesi kararının uygulanması, bu sitelerden yararlanılmasını engellediğinden ifade özgürlüğünü de ölçüsüzce sınırlandırmaktadır.

Sonuç olarak Mahkeme, dava konusu kuralda yer alan “…veya aynı mahiyetteki yayınların…” ibaresini Anayasa’nın 2., 13. ve 26. maddelerine aykırı bularak iptal etmiş, kuralın kalan bölümünün Anayasa’ya aykırılık talebini ise reddetmiştir.

C- Erişim Sağlayıcıları Birliği İle İlgili Hükümler

Anayasa Mahkemesi, 6518 sayılı Kanun’un; 85. maddesiyle, 5651 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenen (n) bendini, 90. maddesiyle 5651 sayılı Kanun’a eklenen 6/A maddesini, 93. maddesiyle değiştirilen 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinin (5) ve (8) numaralı fıkralarını,100. maddesiyle 5651 sayılı Kanun’a eklenen geçici 3. maddesinin (1), (3), (4) numaralı fıkralarını ve (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesini Anayasa’ya aykırı bulmamış ve anılan maddelerin iptal edilmesi yönündeki taleplerin reddine karar vermiştir.

D- Özel Hayatın Gizliliğinin İhlaline Bağlı Olarak TİB Başkanına Erişimin Engellenmesi Yetkisi Veren Hüküm

Dava Konusu Kural

6518 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle 5651 sayılı Kanun’a eklenen 9/A maddesinin dava konusu (8) numaralı fıkrasında, özel hayatın gizliliğinin ihlaline bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde TİB Başkanının emriyle erişimin engelleneceği düzenlenmektedir.

Davanın Gerekçesi

Dava dilekçesinde özetle kuralın bir “sansür” hükmü olduğu ve TİB’e doğrudan erişimin engellenmesi kararı verme yetkisi tanıdığı, bu düzenlemeye göre özel hayatın gizliliği veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerine bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde TİB Başkanının herhangi bir ihbar, iddia, şikayet ya da başvuru olmaksızın ve herhangi bir kişinin talebi bulunmaksızın erişimin engellenmesine ilişkin re‘sen tedbir karar verebileceği, bu durumun hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, dava konusu kural ile TİB Başkanına temel hak ve hürriyetlerden biri sayılan “ifade hürriyetine” doğrudan müdahale ederek bu hürriyetin kullanımını engelleme konusunda emir verme yetkisi tanındığı, bu durumun ifade özgürlüğünün kanun dışı bir yolla sınırlanması anlamına geldiği, ayrıca düzenlemenin ölçülülük ilkesiyle ve düzenleme ile korunmak istenen menfaatlerle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 13., 22., 26. 28., 36. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi kanun koyucunun, özel hayatın gizliliğinin ihlaline bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan halleri göz önüne alarak, kişilerin özel hayatlarının gizliliğinin ihlal edildiği durumlarda, kamu düzeni ve kamu yararını korumak amacıyla TİB Başkanına erişimin engellenmesine karar verme yetkisi verdiğini ve böyle bir düzenleme yapılmasının anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kaldığını ifade etmiştir.

Mahkemeye göre, dava konusu kuralda yer alan “özel hayatın gizliliğinin ihlali” ve “gecikmesinde sakınca bulunan haller” ibarelerinin içerik ve kapsamının kanun koyucu tarafından önceden tek tek belirlenmesi mümkün olmayıp özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi hallerinin tamamının gecikmesinde sakınca bulunan haller olarak nitelendirileceği açıktır.

Şüphesiz TİB Başkanı söz konusu yetkiyi, özel hayatın gizliliğinin ihlaline bağlı olarak ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kullanabilecektir. Her ne kadar kuralda hangi yolla erişimin engelleneceği açık bir şekilde belirtilmemiş ise de, Kanun’un 9/A maddesinin (4) numaralı fıkrasında erişimin engellenmesinin, özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayın, kısım, bölüm, resim, video ile ilgili olarak (URL şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla yapılacağına ilişkin hükmün TİB Başkanı için de geçerli olduğu açıktır. Kanun’un 9/A maddesi ile erişimin engellenmesi için gerekli durum ve şartların temel esasları ve çerçevesi belirlenmiş bulunmakta olup, kural bu haliyle belirli ve öngörülebilir niteliktedir.

Ayrıca TİB Başkanının Kanun’un 9/A maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca vermiş olduğu erişimin engellenmesi kararı, aynı maddenin (9) numaralı fıkrası uyarınca yargı denetimine tâbidir. Başkan tarafından verilen erişimin engellenmesi kararı, Başkanlık tarafından, yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulacak ve hâkim kararını kırk sekiz saat içinde açıklayacaktır.

Sonuç olarak Mahkeme, dava konusu kuralı Anayasa’ya aykırı bulmayarak iptal talebinin reddine karar vermiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :