BASIN DUYURUSU

3/1/2019

ND 1/19

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün Bazı Kurallarının İptali

Anayasa Mahkemesi 17/10/2018 tarihinde, E.2017/162 numaralı dosyada 27/7/2017 tarihli ve 1160 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’ın;

- 3. maddesiyle TBMM İçtüzüğü’nün 37. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasında yer alan “…ayrı bir siyasi parti grubundan bir milletvekili tarafından yerine getirilmek kaydıyla…” ibaresinin,

- 6. maddesiyle TBMM İçtüzüğü’nün değiştirilen 57. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Görüşmeye tabi…” ve “…maddelerine geçilmesi ve tümünün…” ibarelerinin,

- 16. maddesiyle TBMM İçtüzüğü’nün 163. maddesinin dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın “…Meclisten geçici olarak çıkarma cezasına çarptırılan milletvekillerin bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte ikisi…” ibaresinin iptaline karar vermiştir.

A. Karar’ın 3. Maddesiyle TBMM İçtüzüğü’nün 37. Maddesinin Değiştirilen İkinci Fıkrasının Dördüncü Cümlesinde Yer Alan “…ayrı bir siyasi parti grubundan bir milletvekili tarafından yerine getirilmek kaydıyla…” İbaresi

İptal Talebinin Gerekçeleri

Dava dilekçesinde özetle; bağımsız veya grup kuramamış siyasi partiye mensup milletvekilleri tarafından verilen tekliflerin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasına ilişkin önergelerin işleme konulamayacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10., 87. ve 88. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Dava Konusu Kural

Dava konusu kuralda, kanun tekliflerinin TBMM Genel Kurul gündemine alınması taleplerinin, her hafta ayrı bir siyasi parti grubundan bir milletvekili tarafından yerine getirilmek kaydıyla işleme alınacağı belirtilmiştir.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devletinin temel ilkelerinden biri belirliliktir.

İçtüzük hükümleri belirlilik içermeli ayrıca milletvekillerinin yasama ve denetim faaliyetlerine katılımını ve bu faaliyetleri gereği gibi yerine getirmelerini engelleyecek nitelikte olmamalıdır.

Anayasa’nın anılan maddesinde ayrıca Cumhuriyet’in niteliklerinden biri olarak demokratik devlet ilkesine yer verilmiştir. Demokratik devlet ilkesi, milletvekillerinin yasama ve denetim faaliyetlerine gereği gibi katılabilmeleri için gerekli şartların oluşturulmasını zorunlu kılar.

Siyasi parti grubu üyesi olup olmadığı önem taşımaksızın tüm milletvekilleri Anayasa’nın 88. maddesi uyarınca kanun teklif etmeye yetkili kılınmıştır. Teklif sahibi milletvekilinin bağımsız ya da grup kuramamış bir siyasi partinin mensubu olması mümkündür. Nitekim bu olasılığı gözönünde bulunduran içtüzük koyucu da 37. maddede siyasi parti grubu üyesi olup olmadığını gözetmeksizin teklif sahibi tüm milletvekillerinin süresinde görüşülmemiş tekliflerinin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasına dair önerge verebileceklerini hükme bağlamıştır.

Dava konusu kural, her hafta ayrı bir siyasi parti grubundan bir milletvekilinin önergesinin işleme alınacağını öngörmek suretiyle grup kuramamış bir siyasi partiye mensup ya da bağımsız milletvekillerinin verdikleri önergelerin hangi usul izlenerek, hangi anda işleme alınacağı, hatta işleme alınıp alınmayacağı konusunda bir belirsizlik oluşturmuştur.

Siyasi parti gruplarının kanun teklif etme ve dolayısıyla süresinde görüşülmeyen tekliflerin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasına yönelik önerge verme hakları bulunmadığı hâlde bu kapsamdaki önergelerin işleme alınması sırasında siyasi parti grubu ölçütünün gözetilmesinin, grup kuramamış bir siyasi partiye mensup ya da bağımsız milletvekillerinin yasama faaliyetlerine katılımını önemli ölçüde zorlaştırdığı ve bu nedenle demokratik devlet ilkesiyle bağdaşmadığı değerlendirilmiştir.

Öte yandan Genel Kurul gündemine alınmasına dair önergelerin işleme alınması sırasında siyasi parti grubu üyesi olma esasının aranması, eşitlik ilkesini de ihlal eder niteliktedir. Nitekim siyasi parti grubu üyesi olsun ya da olmasın milletvekilleri arasında kanun teklif etme yetkisi bakımından bir farklılık bulunmamaktadır. Aynı hukuki statüye sahip, grup kuramamış bir siyasi partiye mensup ya da bağımsız milletvekillerine tekliflerinin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasına dair önergelerinin işleme alınması sırasında farklı muamelede bulunulması, eşitlik ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.

Açıklanan gerekçelerle kural Anayasa’nın 2., 10. ve 88. maddelerine aykırı bulunmuş ve iptaline karar verilmiştir.

B. Karar’ın 6. Maddesiyle İçtüzük’ün Değiştirilen 57. Maddesinin İkinci Fıkrasında Yer Alan “Görüşmeye tabi…” ve “…maddelerine geçilmesi ve tümünün…” İbareleri

İptal Talebinin Gerekçeleri

Dava dilekçesinde özetle; kanunların maddeleri ile görüşmeye tabi olmayan tezkerelerin işaretle oylanması esnasında yoklama isteme yetkisinin ortadan kaldırıldığı, bu itibarla toplantı yeter sayısının varlığının tespitinin imkânsız hâle geldiği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 87. ve 96. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Dava Konusu Kural

Dava konusu kuralda görüşmeye tabi tezkerelerin oylanması ile kanunların maddelerine geçilmesi ve tümünün oylanması esnasında, işaretle oylamaya geçilirken en az yirmi milletvekilinin ayağa kalkmak veya önerge vermek suretiyle yoklama yapılmasını isteyebileceği belirtilmiştir.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa’nın 96. maddesi TBMM'nin bütün işlerinde üye tam sayısının en az üçte biri ile toplanmasını hükme bağlamaktadır.

Dava konusu kurallar öncesinde herhangi bir sınırlama olmaksızın tüm işaretle oylamalar esnasında yoklama isteminde bulunabilmek mümkün iken kurallar yoklama talebinde bulunabilecek hâlleri, görüşmeye tabi olan tezkereler ile kanunların maddelerine geçilmesi ve tümünün işaretle oylanması ile sınırlamaktadır. Kurallar uyarınca görüşmeye tabi olmayan tezkereler ile kanunların maddelerinin oylanmaları sırasında yoklama istenebilmesi mümkün olmayacaktır.

Meclis iradesinin oluşması ve alınan kararların sağlığı konusunda belirleyici olan toplantı yeter sayısının bulunup bulunmadığına yönelik itiraz ve tereddütlerin milletvekilleri tarafından ileri sürülmesinin yegâne aracı yoklama talebinde bulunmaktır. Bu aracın sınırlı tutulmasının toplantı yeter sayısı zorunluluğunu öngören Anayasa hükmüyle bağdaşmadığı değerlendirilmiştir.

Açıklanan gerekçelerle kurallar Anayasa’nın 96. maddesine aykırı bulunmuş ve iptaline karar verilmiştir.

C. Karar’ın 16. Maddesiyle İçtüzük’ün 163. Maddesinin Dördüncü Fıkrasından Sonra Gelmek Üzere Eklenen Fıkra

İptal Taleplerinin Gerekçesi

Dava dilekçesinde özetle; milletvekilinin ödenek ve yolluğunun kesilmesi tehdidi altında bırakılmasının yasama faaliyetine gereği gibi katılımını ve seçmenlerinin hak ve taleplerini takip etmesini engellediği, disiplin cezası olarak para cezası öngörülmesinin yasama sorumsuzluğuna da aykırı olduğu belirtilerek, kuralın Anayasa’nın 2., 67., 83., 86. ve 87. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Dava Konusu Kural

Dava konusu kuralda kınama cezasına çarptırılan milletvekilinin bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte birinin, Meclisten geçici olarak çıkarma cezasına çarptırılan milletvekilinin ise bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte ikisinin kesileceği belirtilmiştir.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Dava konusu kural Anayasa’nın 13. ve 26. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

Anayasa’nın 95. maddesine göre çalışmalarını düzenleme konusunda takdir yetkisine sahip olan Meclisin bu yetkisini Anayasa’nın 2. maddesi uyarınca belirli, adil ve hakkaniyete uygun düzenlemeler yapmak suretiyle kullanması gerekmektedir.

Anayasa’da yer alan yasama sorumsuzluğunun amacı milletvekillerinin Meclis çalışmalarında görevlerini yaparken söyleyecekleri söz ve düşüncelerinden, kullanacakları oylarından dolayı sorumlu tutulmalarını önlemektir. Bu itibarla yasama sorumsuzluğu, milletvekillerinin yasama ve denetim görevini korkusuzca ve tam bir serbesti içinde yerine getirmelerini sağlayan parlamenter bir bağışıklıktır.

Yasama sorumsuzluğu yasama düzeninin gereklerini ortadan kaldırmamakta, milletvekillerine İçtüzük kurallarına uymama özgürlüğü tanımamaktadır. Bu bağlamda Meclis çalışmalarının belirli bir düzen içinde yapılmasının sağlanması amacıyla milletvekilleri hakkında disiplin suç ve cezalarının öngörülmesi yasama sorumsuzluğuna aykırılık teşkil etmez.

Disiplin suç ve cezasının yasama sorumsuzluğunu ve temelinde yatan ifade özgürlüğünü ihlal edip etmediğinin ayrıca belirlenmesi gerekir.

Dava konusu kural uyarınca milletvekilinin bir aylık ödeneğinin üçte ikisinin kesilmesini gerektiren nedenlerden biri Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında Anayasada düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapma fiilidir. Bu fiil Meclis çalışmalarının belirli bir düzen içinde yapılmasının sağlanmasıyla ilgisiz olabilecek, belirsiz, soyut ve öngörülemez biçimde tanımlanmıştır.

Anılan tanımlamanın belirsiz oluşu nedeniyle Meclis görüşmeleri kapsamında kullanılan söz ve ifadelerin bu kapsamda olup olmadığına Meclis çoğunluğu tarafından karar verilecektir. Bu durum ise özellikle muhalif milletvekillerinin çoğunluk tarafından cezalandırılma tehdidi altında kalmalarına, böylelikle yasama ve denetim faaliyetlerine gereği gibi katılamamalarına yol açacak niteliktedir. Bu itibarla muhalif milletvekillerinin cezalandırılma tehdidiyle susturulmaları sonucunu doğurabilecek kural, demokratik devlet ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Öte yandan Anayasa’nın 26. ve 83. maddeleri; milletvekillerinin çoğunluk tarafından benimsenen idari yapıya ilişkin tanımlamalara aykırı, bunlardan farklı tanımlama ve değerlendirme yapabilmelerini de güvence altına almıştır. Demokratik bir devlette özellikle milletvekilleri; barışçıl olması kaydıyla her türlü görüş ve düşünceyi savunma, ne kadar aykırı olursa olsun her türlü tanımlamayı yapma özgürlüğüne sahip olmalıdır. Aksi hâlde çoğulcu demokrasiden söz etmek mümkün değildir.

Seçmenlerini temsil eden, onların taleplerini, endişelerini ve düşüncelerini politik alana aktaran ve çıkarlarını savunan seçilmiş kimseler için ifade özgürlüğü özellikle değerlidir.

Elbette, kullanılan ifadelerin ırkçılık, nefret söylemi, savaş propagandası, şiddete teşvik ve tahrik, ayaklanmaya çağrı veya terör eylemlerini haklı göstermek gibi demokratik devlet düzeninde korunması mümkün olmayan bir içeriğe sahip olması halinde ifade özgürlüğünün sınırlandırılabileceği açıktır.

Kuralla milletvekilinin belirsiz ve öngörülemez bir tanımlamada bulunmaktan ibaret eyleminin, ödenek ve yolluğundan kesinti yapılma sebebi olarak öngörüldüğü anlaşılmıştır. Kuralın düşünce açıklaması niteliğindeki beyanları nedeniyle milletvekillerinin her an cezalandırılma tehdidi altında kalmalarına neden olduğu, milletvekilleri açısından genel olarak ifade özgürlüğünü, özel olarak ise yasama sorumsuzluğunu kullanılamaz ve anlamsız hâle getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen niteliğiyle söz konusu düzenlemenin, demokratik toplumda zorlayıcı toplumsal bir ihtiyacı karşılamaya yönelik bir sınırlama olduğu söylenemez.

Kuralla ayrıca ifade özgürlüğünün ihlal edilmesi ve yasama sorumsuzluğunun işlevsiz kılınması suretiyle milletvekilinin yasama ve denetim görevini korkusuzca ve tam bir serbesti içinde yerine getirme özgürlüğünün önemli ölçüde engellendiği görülmüştür.

Açıklanan gerekçelerle kural, İçtüzük’ün 161. maddesinde yer alan “…Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında Anayasada düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapmak…” ibaresi yönünden Anayasa’nın 2., 13., 26., 83. ve 87. maddelerine aykırı bulunmuş ve iptaline karar verilmiştir. Kural, kınama ve Meclisten geçici olarak çıkarma cezalarını gerektiren diğer nedenler yönünden Anayasa’ya aykırı görülmemiştir.

D. Diğer Kurallar

Karar’ın,

1. maddesiyle İçtüzük’ün başlığıyla birlikte değiştirilen 3. maddesinin beşinci fıkrasının ikinci cümlesi,

2. maddesiyle İçtüzük’ün 19. maddesinin değiştirilen beşinci fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan “…beş…” ibaresi ile beşinci cümlesinde yer alan “…üçer…” ibaresi,

3. maddesiyle İçtüzük’ün 37. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının beşinci cümlesi,

7. maddesiyle İçtüzük’ün başlığıyla birlikte değiştirilen 58. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…yazılı…” ibaresi,

8. maddesiyle İçtüzük’ün değiştirilen 63. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…üçer…” ibaresi,

16. maddesiyle İçtüzük'ün 163. maddesinin dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın;

a. “…Meclisten geçici olarak çıkarma cezasına çarptırılan milletvekilinin bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte ikisi…” ibaresinin İçtüzük'ün 161. maddesinin kalan bölümü yönünden,

b. Kalan bölümü

Anayasa'ya aykırı bulunmayarak iptal talebinin reddine;

7. maddesiyle İçtüzük’ün başlığıyla birlikte değiştirilen 58. maddesinin başlığında yer alan “…düzeltme…” ibaresine ilişkin,

9. maddesiyle İçtüzük’ün 73. maddesinin değiştirilen son fıkrasında yer alan “…yazılı…” ibaresinin yer aldığı madde, 9/10/2018 tarihli ve 1200 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’ın 25. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından konusu kalmayan bu ibareye ilişkin,

10. maddesiyle İçtüzük’ün 81. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasında yer alan “…bu oylamalar ile maddelerin oylamaları…” ibaresi,  9/10/2018 tarihli ve 1200 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’ın 12. maddesiyle değiştirildiğinden konusu kalmayan bu ibareye ilişkin,

16. maddesiyle İçtüzük'ün 163. maddesinin değiştirilen başlığında yer alan “…ve kesinti” ibaresine ilişkin

iptal talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2018
Ziyaretçi Sayısı :