Basın Duyurusu No: GK 8/15
12/11/2015

SERMAYE PİYASASI KANUNU KARARINA İLİŞKİN BASIN DUYURUSU

(Karara ulaşmak için tıklayınız)

Anayasa Mahkemesi 22/10/2015 tarihli toplantısında, aracı kurumlarca katılma belgelerinin geri alımının yapılamayacağı, kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne (YTM) intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı ve teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağını düzenleyen Sermaye Piyasası Kanunu’nun 13. maddesinin (4) numaralı fıkrasındaki bazı hükümlerin iptaline karar vermiştir.

İtiraz Konusu Kural

Sermaye Piyasası Kanunu’nun 13. maddesinin (4) numaralı fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerinde kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde YTM’ye tesliminin zorunlu olduğu, teslim edilen sermaye piyasası araçlarının kendiliğinden hükümsüz hâle geleceği, teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının kaydileştirilme kararından sonra borsada işlem göremeyeceği, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemeyeceği belirtilmiştir. İtiraz konusu kuralda ise aracı kurumlarca katılma belgelerinin geri alımının yapılamayacağı, kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM’ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı ve bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağı düzenlenmiştir.

Başvuru Gerekçesi

Başvuru kararında özetle itiraza konu kural ile pay senetlerini belli bir bedel ödeyerek satın alan kişilerin, mülkiyet haklarının öngörülen süre sonunda süresiz olarak ellerinden alındığı ve mülkiyet haklarının sona erdirildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesine göre sahip olunan sermaye piyasası araçları olarak menkul kıymetler, alacak hakkı niteliğinde olup mülkiyet hakkı kapsamında yer almaktadır. Bu kıymetlerin elde edilmesini, kullanılmasını ve üzerlerindeki hakkı sınırlamaya ya da kaldırmaya yönelik düzenlemeler; mülkiyetten yararlanma ve mülkiyet üzerinde tasarruf etme yetkilerine ilişkin olduğundan mülkiyet hakkına müdahale niteliği taşır.

Menkul kıymetler olarak sermaye piyasası araçlarının kaydileştirme yoluyla elektronik ortamda kaydının tutulması ve kişilerin ellerinde bulunan sermaye piyasası araçlarının teslimini öngören düzenlemelerin, menkul kıymetlerin daha düşük risk ve maliyet ile saklanabilmesi; basım, ihraç, sigorta ve saklama masraflarından tasarruf edilmesi, menkul kıymetlerin sahtecilik, kayıp ve çalınma risklerinden korunması amacıyla tesis edildikleri açıktır. Bu bağlamda, menkul kıymetlerin kaydileştirme yoluyla elektronik ortamda kaydının tutulmasının ve kişilerin ellerinde bulunan sermaye piyasası araçlarının teslimini öngören düzenlemeler ile mülkiyet hakkına bazı sınırlamalar getirilmesi, meşru temellere dayanmaktadır.

Ancak belirtilen meşru temellere rağmen bireylerin mülkiyet hakkına yapılan müdahale ile bu müdahaleyle güdülen meşru amaç arasında bir orantı bulunması zorunludur. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kamu yararı amacıyla kanunla ve demokratik bir toplumda gerekli olduğu ölçüde sınırlanabilir. Ayrıca getirilen bu sınırlamalar, hakkın özüne dokunamayacağı gibi Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

İtiraz konusu kural; kişilerin maliki oldukları menkul kıymetler üzerindeki mülkiyet hakkını sınırsız ve süresiz olarak ortadan kaldırmakta, sermaye piyasalarında alım satım yapacak kişilerin tam bir güvenceye sahip olarak yatırım yapabilmesine olanak tanımamakta, kişilerin sahibi oldukları menkul değerler üzerinde rahat, kolay ve güvenli bir şekilde tasarrufta bulunmalarına imkân vermemekte ve sermaye piyasalarında işlem yapan kişilerin haklarının kaybı durumunda telafi edici herhangi bir yol veya tazmin mekanizması öngörmeyerek kamu yararı ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adil bir denge kuramamaktadır. Bu yönüyle kural mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale niteliğini taşımakta ve Anayasa’ya aykırılık teşkil etmektedir.

Sonuç olarak Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı bulanan kuralın iptaline karar verilmiştir.


Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :