Mahkememiz Başkanı Sayın Haşim KILIÇ'ın Mahkememiz Üyesi Sayın Kadir ÖZKAYA'nın Yemin Töreni Açış Konuşması

Sayın Cumhurbaşkanım,

Anayasa Mahkemesi Üyelerinin görevlerine başlamadan önce andiçmelerini zorunlu kılan, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 9. maddesi uyarınca, düzenlenen and içme törenini onurlandırdığınız için size ve seçkin konuklarımıza, mahkememiz adına en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

6216 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca,“ Anayasa Mahkemesi üyeliği görevini doğruluk, dürüstlük, tarafsızlık ve hakka saygı duygusu içinde,”her türlü etki ve kaygıdan uzak olarak sadece vicdanının emrine uyarak yerine getirme sözlerini içeren bu yemin yapılmazsa bile, belirtilen niteliklerin esasen bir yargıç için olmazsa olmaz özellikler olduğu izahtan varestedir. Üstlenilen sorumluluk ağırdır. Ancak, yapılan görevin onurlu niteliği bu yükün ağırlığını hissettirmemektedir.

Geçmişte Mahkememize Raportör olarak çok ciddi katkılar sunan ve kendisini tekrar aramızda görmekten büyük mutluluk duyduğumuz, değerli meslektaşımız Kadir ÖZKAYA’ya başarı, sağlık ve esenlik dileklerimi sunuyorum. Hukukçu kimliği ile yıllarca idari yargıda görev yapan ve bugün and içerek Mahkememizde göreve başlayacak olan yeni üyemizin tecrübesi, deneyimi ve adalet anlayışının şekillendirdiği özgür vicdanının Anayasa Yargısına güç katacağına olan inancımı belirtmek isterim. Anayasa Mahkemesi üyeleri, kendilerine emanet edilen temel hak ve özgürlüklerin evrensel yapısını bozmadan, öngörülen amaca uygun olarak, yapacağı yorumlarıyla Anayasal ilkelerin de güvencesi olmak durumundadır. Anayasada olmayanı yorum yoluyla eklemek, yada olanı göz ardı etmek yapılan yemini anlamsız kılacaktır.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Anayasa Mahkemesi yasaların anayasaya uygunluğunu denetleyen bir kurum olmaktan daha çok, bugün itibariyle hak ve özgürlükler Mahkemesi olmanın onurlu bir sürecini yaşamaktadır.

2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile mahkememizin görev alanına giren bireysel başvuru yolu, çok kısa denilebilecek bir süre içinde, halkımızın umut kapısı olmuş ve mahkememizi de “hak ve özgürlükler mahkemesine” dönüştürmüştür. Esasen, Anayasa Mahkemelerinin asli görevi de bireyin doğuştan ve sadece insan olmasından dolayı sahip olduğu hak ve özgürlüklerini korumaktır. Demokratik hukuk devletinin kaderi de, hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılarak etkin bir korumanın varlığına bağlıdır. Hak ve özgürlükler konusunda oluşmuş evrensel standartlar artık bir “dünya mirası” haline gelmiş din, mezhep ve ırk farkı gözetilmeden tüm insanlığın hizmetine sunulmuştur. Yargı organlarından beklenen tavır da, özgürlük ekseninde yükselen uluslar arası insan hakları uygulamalarını, ulusal referansa dönüştürerek ülkemizi çağdaş dünyanın kenar mahallesi olmasına engel olmaktır. Esasen evrenselleşen hak ve özgürlükleri derinleştirmek, tehditler karşısında savunmak onurlu her insanın doğal görevi olması gerekmektedir. Farklılıkları ve çeşitliliği, devlete yönelmiş potansiyel bir tehlike olarak nitelediğimiz takdirde, özgürlük alanlarını genişletme imkanının ortadan kalkacağı kuşkusuzdur. Kendi özgürlüğümüz ne kadar önemli ise, başkalarının özgürlükleri de o kadar önemlidir duyarlılığı ve bilinci, toplumsal barışı sağlayacak yegane formüldür.

Hak ve özgürlükler mahkemesi olarak, anayasa yargısı yoluyla hukukun üstünlüğü güçlendirildikçe, çok dayanıklı bir toplumsal barışın tesis edileceği açıktır.

Sayın Cumhurbaşkanım,

23 Eylül 2012 tarihinden itibaren bakmaya başladığınız bireysel başvuru davalarının sonuçları incelendiğinde, Anayasa Mahkememizin “etkin bir denetim” yapan kuruluş olma özelliği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da kabul edilmiştir. Artık, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türk Anayasa Mahkemesine yapılacak bireysel başvuru yolu tüketilmeden, kendisine yapılan başvuruları geri çevirmektedir. Bireysel başvurunun öngörülmesinde ki amacın, vatandaşlarımızın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmeden, Anayasa Mahkemesine başvuru yaparak, iddia edilen hak ihlallerinin mevcut olup olmadığının tesbit edilmesi olduğuna göre, bugün itibariyle hedefe ulaşıldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Anayasa hükümleriyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşme kuralları arasındaki uyumlaştırma süreci, bölümlerimizin verdikleri kararlarla ortaya çıktıkça, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru ihtiyacının minimum seviyeye ineceğine olan inancımı belirtmek isterim.

23 Eylül 2012 günü kabule başladığımız bireysel başvurularda bugüne kadar geçen 2 yıl 4 aylık süre içinde yaşanan gelişmeleri kısaca belirtme zorunluluğu vardır.

Avrupa Konseyinin desteğiyle yürütülen ve paydaşları arasında Mahkememiz ve diğer Yüksek Mahkemelerimizin de olduğu “Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Sisteminin Desteklenmesi Projesi” kapsamında, Avrupa Konseyi ve Venedik Komisyonu’nca 7-8 Temmuz 2014 tarihlerinde Strazburg’da düzenlenen “Avrupa'da Anayasa Mahkemelerine Bireysel Başvuruda En İyi Örnek Uygulamalar Konferansı”na kurumsal olarak katılım daveti aldık. Konseye bağlı üye ülke temsilcilerinin katıldığı konferansta, Mahkememiz bireysel başvuruda vermiş olduğu kararlar nedeniyle ciddi bir övgüye mazhar olmuş ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yolunu “etkin bir biçimde” uygulayan örnek mahkemeler arasında gösterilmiştir.

Konferansta söz alan Konsey ve ilgili ülkelerin temsilcileri, Anayasa Mahkemesinin özellikle uzun tutukluluk, adil yargılanma, ifade özgürlüğü ve mülkiyet hakkı gibi konularda verdiği kararlarına dikkat çekmişlerdir. Bireysel başvuru yolunu hayata geçirme arzusunda olan bazı ülkelerden bu konuda, kendilerine yardımcı olmamız ve uzman desteği sağlamamız yönünde taleplerle karşılaştığımızı gururla belirtmek isterim.

Yine 27-28 Kasım 2014 tarihlerinde Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Sisteminin Desteklenmesi Projesi kapsamında Antalya’da “İnsan Hakları Ulusal Koruma Mekanizması olarak Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru” konferansı organize edildi. Konferansa ülkemizin önde gelen hukukçu akademisyenleri, Yargıtay, Danıştay ve Askeri yüksek yargı mensupları, Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesin’den üst düzey hukukçular, yabancı ülke Anayasa Mahkemelerinin Başkan ve üyeleri ile ilgili sivil toplum örgütleri katıldı. Bu konferansta da Strazburg’taki programda olduğu gibi çok olumlu sonuçlar ortaya çıkmıştır. Mahkememizce karara bağlanmasına rağmen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınan bazı dosyalarda, aldığımız kararların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da oldukça isabetli bulunduğu katılımcılar tarafından belirtilmiştir.

Ayrıca Konferansta, Venedik Komisyonu Başkanı, Venedik Komisyonu adına Türkiye’de hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokrasiyi destekleme konusundaki başarılı çalışmalarından dolayı Mahkememizin tüm hâkimlerine Venedik Komisyonunun Pro Merito Madalyasını takdim etmiştir. Bütün bu olumlu gelişmelerin, şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin yerel gerçeklerle evrensel standartları örtüştürme konusunda ortaya koyduğu kararlı iradesinin etkisini belirtmeden geçemeyeceğim.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Hukuk devleti anlayışı ve demokratik değerlerle beslenen ve insan onurunu yüceltme idealine hizmet eden Mahkememiz, bireysel başvuru yolunda hak ve özgürlüklerin etkin korunması ilkesini benimsemekte ve özgürlük alanlarını genişletmektedir. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruda vermiş olduğu kararlarıyla bir yandan vatandaşlarımızın özgürlük alanını genişletirken, diğer yandan hakların teminatı olma konusunda da güçlü bir irade ortaya koymaktadır.

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru örneğinde kısa sürede ortaya koyduğu bu olumlu sonuçların yanında, yaşamakta olduğu yoğun başvuru sorununa ve buna bağlı olarak artan iş yüküne işaret etmek gerekmektedir. Söz konusu iş yükü sorununun asıl kaynağı, yargı sisteminde bir bütün olarak yaşanan uzun yargılama ve uzun tutukluluk gibi kronik yapısal sorunların henüz çözülememiş olmasıdır. İstatistiki verilerde bu durumu doğrulamaktadır.

Bireysel Başvurunun başladığı 23 Eylül 2012 tarihinden 29 Ocak 2015 tarihine kadar olan dönemde, Mahkememize yapılan başvuruların toplam sayısı 33.569’dur. Yıllara göre belirtmek gerekirse 2012 yılında 1.342, 2013 yılında 9.897, 2014 yılında 20.578 ve 2015 yılında ise şu ana kadar 1752 bireysel başvuru yapılmıştır. Bu başvuruların yarısına tekabül eden 16.617 dava dosyası karara bağlanmış ve Mahkememiz önünde halen derdest dosya sayısı ise 16.952’dir.

Mahkememize yapılan başvuruların önemli bir çoğunluğu adil yargılanma hakkı, uzun yargılama şikayetleri ve mülkiyet hakkına ilişkin davalardan oluşmaktadır. Bireysel başvuru davaları sonunda verilmiş olan ihlal kararlarının %82 oranında adil yargılanma hakkının ihlaline ilişkin olduğu açıkça görülmektedir. Bu sonucun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği ihlal kararlarının niteliği ile aynı olduğunu söyleyebiliriz. Mahkememizde de adil yargılanma hakkı kapsamında verilen ihlal kararlarının, en çok davaların “makul sürede bitirilememesi” konusunda olduğu ortaya çıkmaktadır.

Bu noktada hemen belirtmek gerekirse, Anayasa Mahkemesinin 2013/9062 sayılı bireysel başvuru dosyasında verdiği ihlal kararı, bir kadastro davasında yargılamanın altmış yılı aşmış olması nedeniyle verilmiş, 2014/381 numaralı başvuru dosyasında ise, 26.12.1956 yılında açılan ve 58 yıldır devam eden yine bir kadastro davasında uzun yargılama sebebiyle adil yargılama hakkının ihlaline karar verilmiştir. Bu çarpıcı örnekler şüphesiz ki uzun yargılamanın genelde bu kadar sürelerde olduğu anlamına gelmez. Ancak, mülkiyet haklarına ilişkin dava süreçlerinin ne kadar sorunlu olduğu gerçeğini de ortadan kaldırmamaktadır.

Davaların makul sürede bitirilmemesi nedeniyle Anayasa Mahkemelerine yapılan şikayetlerin etkin, hızlı ve adil bir şekilde sonuçlanmasını sağlamak amacıyla bizim için çok önemli bir çözümün hayata geçirilmesi önem arzetmektedir. Bilindiği gibi, 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödemek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun hükümleri gereğince, Adalet Bakanlığı bünyesinde “İnsan Hakları Tazminat Komisyonu” kurulmuştur. Sözkonusu Komisyon, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı, veya mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla ve 23 Eylül 2012 tarihine kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılmış başvurulara bakmakla görevlendirilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurularla ilgili, tazminat ödenmek suretiyle çözüm öngören bu yasanın yürürlüğe girmesiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki dava sayısında çok önemli bir düşüş kaydedilmiş, başvuru sayısı itibariyle ikinci sıradaki yerimiz, beşinci sıraya düşecek kadar gerilemiştir. Çok önemli ve isabetli gördüğümüz bu çözüm yolunun, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurular içinde öngörülmesi acil ihtiyacımızdır. Bu konuda Adalet Bakanlığı yetkilileriyle görüşmelerimiz devam etmekte olup, gerekli düzenlemenin yapılabileceğine ilişkin umudumuzu sürdürmekteyiz. Mahkememizin artan işyükü karşısında, yapılacak bu düzenlemenin çok ciddi bir ferahlık sağlayacağı önemle belirtilmelidir.

Bireysel Başvuru konusunda artan işyükü için en önemli çözüm yolunun, yargı sistemindeki yapısal sorunların giderilmesine bağlı olduğunu bir kez daha belirtmek isterim. Bunun yanında, Avrupa Konseyi Ankara bürosu ile Mahkememizin birlikte yürüteceği “Bireysel Başvuruyu Destekleme Projesi” kapsamında kürsü hakimleri ve avukatlarımız için üç yıl sürecek bilgilendirme çalışmalarının önümüzdeki aylarda başlayacak olması, işyükü sorununun çözümü konusunda umudumuzu artırmaktadır.

Öte yandan, Mahkememizin asıl görevi olan yasaların Anayasa’ya uygunluğu konusunda açılan itiraz ve iptal davaları hakkında da kısaca bilgi vermek isterim. Geçmiş yıllarda gerek davaların sonuçlandırılması, gerekse sonuçlanan davalara ait gerekçeli kararların yazılması konusunda kamuoyununda eleştirileriyle karşı karşıya kaldığımız sorunlar yaşanmakta idi. Bugün itibariyle geldiğimiz tablo şöyledir. 2014 yılı öncesine ait bekleyen bir iptal ve itiraz davası yoktur. 2014 yılı içinde de 199 itiraz ve iptal davası açılmış, bunun 162’si sonuçlandırılarak kararlarımız kamuoyuna sunulmuştur. 2014 yılının son aylarında açılan davalardan 33’ü zorunlu olarak 2015 yılına devretmiştir. Sonuç itibariyle artık itiraz ve iptal davalarının geciktirilmesine ilişkin bir sorunun yaşanmadığını büyük bir memnuniyetle belirtmek isterim.

Anayasa Mahkememizin belirttiğimiz iki ana eksende yürütülen görevleri yanında, dünya Anayasa Mahkemeleri ve uluslararası kuruluşlarla ortaklaşa yapılan çalışmalarda da en üst seviyeye ulaşılmıştır. Şu ana kadar onyedi ülkenin anayasa mahkemeleri ile ikili işbirliği protokolleri imzalanmış, Avrupa Anayasa Mahkemeleri Birliğine üyelik yanında, Asya Anayasa Mahkemeleri Birliğinin kurucu üyesi olunmuş, Venedik Komisyonu’nun organize ettiği Dünya Anayasa Mahkemeleri Birliğine de katılım sağlanmıştır.

Uzun yıllar Başkanlığını yürüttüğüm Anayasa Mahkemesinin kısaca özetlediğim bu çalışmaları ve geldiği noktayı emekliliğine çok kısa günler kalmış bir Başkan olarak ifade etme sorumluluğumu anlayışla karşılamanızı dilerim. Şüphesiz mahkememizin bu çalışmalarının temelinde yer alan başkanvekilleri, üyeler, raportörler ve diğer mensuplarımızın özverili gayretleri her türlü takdirin üzerindedir.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Demokrasi ve hukukun üstünlüğü temelinde yürüdüğümüz sürece sorunlardan yılmanın, korkmanın anlamsızlığı açıktır. Her şeye rağmen geleceğe umutla baktığımızı ifade etmek istiyorum. Yasama, Yürütme ve Yargı organlarının üstün hukuka bağlı özverili gayret ve çalışmaları demokratik hukuk devleti olma idealinin yolunu açacaktır. Türkiye’de artık ülkeyi kurtarma çağrısı yapılan kurum ve kişiler dönemi kapanmış, sorunların demokratik yol ve yöntemlerle çözülmesi gereken bir süreç başlamıştır. Bu süreçte hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı, adalet, temel hak ve özgürlüklerin kutsallığı, hoşgörü temelinde yükselen toplumsal barış, insani ve ahlaki değerler merkeze yerleştirilerek, sorunların çözümü bu ilkeler üzerinde inşaa edilmelidir.

Büyük devlet olma ideali bu toprakların insanı için bir tercihten ziyade kaderi haline gelmiştir. Miras aldığımız tarih ve içinde yaşadığımız coğrafya bizi, hem bölgemizde hem de dünyada kurucu aktör olmaya zorluyor. Bu görevi yerine getirirken medeniyetleri çatıştırarak değil, barıştırarak rol almak zorundayız. Bu rolün içeriğinde, sevgi, barış ve insanlık onurunu koruma idealinin olması gerektiğine yürekten inanıyoruz.

Sözlerime son verirken Sayın Kadir Özkaya’ya tekrar başarılar diler törenimize onur veren başta zatıalileri olmak üzere değerli konuklarımıza mahkememiz adına saygı ve sevgiler sunarım. 2 Şubat 2015

Haşim KILIÇ
 Anayasa Mahkemesi Başkanı
T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :