BASIN DUYURUSU

16/10/2018

BB 59/18

Taşınmazın İmar Planında Kamu Hizmet Alanına Ayrılması Üzerine Açılan
Davanın Kamulaştırma Kanununa Dayalı Olarak İncelenmemesi Nedeniyle
Mülkiyet Hakkının İhlal Edilmesi

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 20/9/2018 tarihinde, Hüseyin Ünal (B. No: 2017/24715) başvurusunda Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucu, nazım imar planında yol olarak belirlenen taşınmazının kamulaştırılması istemiyle belediyeye başvurmuştur.

Belediye taşınmaza karşılık trampa yapılmasını önermiş ancak başvurucu önerilen taşınmazların emsal nitelikte olmadığı gerekçesiyle bunu kabul etmemiş ve taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle belediye aleyhine İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

Mahkeme, 7/9/2016 tarihinde yürürlüğe giren 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 11. maddesiyle, uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılan taşınmazların kamulaştırılması için öngörülen beş yıllık sürenin bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacağının hüküm altına alındığını belirtmiş ve bu düzenleme uyarınca uyuşmazlığın esası hakkında bu aşamada karar verme olanağının bulunmadığı kanaatine varmıştır.

Başvurucu, istinaf yoluna başvurmuş, Bölge İdare Mahkemesi kararın usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kesin olarak reddine karar vermiştir.

İddialar

Başvurucu; taşınmazın imar planında yol olarak ayrılması ve kamulaştırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni yasal düzenleme nedeniyle yeniden başlayacak beş yıllık süre boyunca tekrar mağdur edilmek istendiğini öne sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

İmar uygulamalarının ve bu bağlamda taşınmazın imar durumunun kamu hizmeti alanı olarak belirlenmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği kuşkusuzdur ancak bu müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu ve meşru bir amacının olduğu kabul edilmiştir.

2942 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesinde değişiklik yapılmadan önce imar planlarının onaylanmasından itibaren beş yıl geçmesine karşın ilgili idarelerce kamunun kullanımına ayrılan taşınmazların kamulaştırılmaması durumunda derece mahkemelerince, mülkiyet hakkının kullanımının belirsizliğe itildiği, dolayısıyla kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengenin bozulduğu kabul edilerek değerlendirme yapılmaktaydı.

2942 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesinde, ek 1. madde kapsamında kalan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar bakımından söz konusu beş yıllık sürenin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür.

Derece mahkemeleri, 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarruf hakkı kısıtlanan taşınmazlar hakkında da idareye tanınan beş yıllık sürenin Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacağını belirterek davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi, uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılan taşınmazların kamulaştırılması için öngörülen beş yıllık sürenin yeni düzenlemenin yürürlüğe girdiği 7/9/2016 tarihinden itibaren başlatılmasını öngören 2942 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesini 28/3/2018 tarihinde iptal etmiştir.

Somut olayda başvurucuya ait taşınmaz 5/2/2004 tarihinde tasdik edilen 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında yol olarak ayrılmasına rağmen bugüne kadar taşınmazın kamulaştırma işlemi yapılmamış, başvurucuya hiçbir tazminat ödenmemiştir.

Taşınmaz üzerinde imar kısıtlılığının devam ettiği bu süre zarfında başvurucunun mülkiyet hakkından dilediği gibi yararlanabilmesi, mülkiyetini kullanabilmesi veya ondan tasarruf edebilmesi mümkün olamamıştır.

Sonuç olarak uygulama imar planının onaylanmasından itibaren yaklaşık on dört yıl geçmesine rağmen imar planında yol olarak kamu hizmetine ayrılan taşınmazın kamulaştırılmaması başvurucuya şahsi aşırı bir külfet yüklemektedir.

Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2019