Paylaş | 09 Haziran 2020

Anayasa Mahkemesinde Yemin Töreni

Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Basri Bağcı için Anayasa Mahkemesi Yüce Divan Salonu'nda yemin töreni düzenlendi. 

Törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, yüksek yargı üyeleri ve davetliler katıldı.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, başkanvekilleri ve yeni üye Basri Bağcı, konukları kapıda karşıladı. 

Kovid-19 önlemleri kapsamında maske takan davetliler, sosyal mesafe kuralı çerçevesinde belirlenen yerlerden töreni izledi.

Törende konuşan Başkan Arslan, Bağcı’yı tebrik ederek başarılar diledi ve Bağcı’nın engin mesleki tecrübesi, insan hakları hukuku alanındaki bilgi ve birikimiyle Anayasa Mahkemesine katkı sağlayacağına inandığını belirtti.

“Sıra Dışı Yemin Töreni”

Başkan Arslan, Kovid-19 önlemleri kapsamında maskeli ve sosyal mesafe kuralına uyularak sıra dışı bir yemin töreni gerçekleştirildiğini belirterek, “Umarım bu şekilde yaptığımız son tören olur.” dedi. Bu yemin töreninin, içinde bulunulan durumu çok iyi özetlediğine dikkat çeken Başkan Arslan şöyle devam etti:

Dünya uzun bir süredir tehlikeli bir salgınla mücadele ediyor. Belki de tarihte ilk kez küresel ölçekte bir karantinayı yaşıyoruz. Günlük hayattaki alışkanlıklarımız, rutinlerimiz değişiyor. Diğer yandan hayatın yavaşladığı bu gibi dönemler, kişisel, kurumsal hatta toplumsal muhasebeyi beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda mevcut salgın bize en az iki gerçeği hatırlatmıştır. Birincisi, tüm dünyaya yayılan ve gelişmiş devletleri bile çaresiz bırakan salgın, ulusal ve uluslararası düzeyde yardımlaşmanın ne kadar önemli olduğunu göstermiştir.

Fikir ve ruh köklerimizde yardımlaşma kavramının özel bir yeri olduğu hepimizin malumudur. Sözgelimi, bundan on bir asır önce yaşayan ünlü düşünür Farabî erdemli toplum ve devlete ulaşabilmenin yolunun yardımlaşmadan geçtiğini belirtmiştir. Farabi’ye göre, gerçek manada mutluluğu elde etmek amacıyla insanların yardımlaştığı toplum, erdemli toplumdur. Tüm şehirlerin aynı amaçla birbirine yardım ettiği millet, erdemli millettir. Erdemli evrensel toplum ise bütün milletlerin mutluluğa erişmek için birbirleriyle yardımlaşmasıyla ortaya çıkabilir.”

“Temel Hakların Korunması, Hukuki Olduğu Kadar Ahlaki Bir Meseledir”

Küresel salgının hatırlattığı diğer gerçeğin ise temel hak ve özgürlüklerin vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Başkan Arslan, “Hepimizi uzun süre evlere hapseden salgın, insanın insanca var olmasının ön şartını oluşturan başta yaşam hakkı olmak üzere, kişi özgürlüğü, seyahat özgürlüğü ve ibadet özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlüklerin ne kadar değerli olduğunu bize bir kez daha göstermiştir.” dedi.

Hak ve özgürlüklerin korunmasının demokrasinin en önemli unsurlarından biri olduğunu belirten Başkan Arslan, Anayasa Mahkemesinin çok sayıda kararında demokrasileri “temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimler” olarak nitelendirdiğini hatırlattı.

Başkan Arslan, temel hakların korunmasının hukuki olduğu kadar aynı zamanda ahlaki bir mesele olduğunu belirterek, “Bizim gibi olmayan, bizim gibi düşünmeyen ve bizim gibi yaşamayanların da haklarının olduğunu kabul etmemiz gerekir. Başka bir ifadeyle haklar düşüncesi ‘öteki’ni de hakların öznesi olarak tanımayı gerektirmektedir.” dedi.

“Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığı Salgından Çok Daha Tehlikelidir”

Başkan Arslan, bilhassa Batı’da hastalıklı bir “öteki” tasavvurundan kaynaklanan ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobinin, temel hak ve özgürlükleri ciddi şekilde tehdit etmeye devam ettiğini ifade etti. Bu kavramların ölümcül olduğunu kaydeden Başkan Arslan, şöyle devam etti:

“Burada ‘öteki’ olanı yok etmeye, postmodernist düşünür Lyotard’ın anlatımıyla ona kaderi yakılmak olan ‘çöp muamelesi’ yapmaya yönelik bir ruh halinden bahsediyoruz. Bu nedenle ırkçılık ve yabancı düşmanlığı insanlığın geleceği açısından mevcut salgından çok daha tehlikelidir. Sınırlarına dayanan mültecileri ülkeye almamak için gerektiğinde öldüren, hatta onları koronavirüsün sebebi olarak gösterip şeytanlaştıran bir anlayışla erdemli topluma ulaşılamaz. Aynı şekilde renginden ya da inancından dolayı bir insana nefes alma hakkı tanımayan bir yaklaşımla da erdemli evrensel toplum inşa edilemez. Bu marazî zihniyetin panzehiri insanı ‘eşref-i mahlûkat’ olarak gören, adalet temelli çoğulcu anlayıştır. Anayasa Mahkemesinin bir kararında vurguladığı gibi çoğulcu toplumda devletin farklılıkları ve farklı olanları tehditler karşısında koruma yükümlülüğü vardır.”

“Anayasa Mahkemesi Hak-Eksenli Kararlar Vermektedir”

Anayasa Mahkemesinin görevinin temel hak ve özgürlükleri korumak olduğunu, bu nedenle üyelerin Anayasa’yı ve temel hak ve özgürlükleri koruyacaklarına yemin ettiklerini belirten Başkan Arslan, “Memnuniyetle belirtmek gerekir ki, Anayasa Mahkemesi gerek norm denetiminde gerekse bireysel başvuruda bir yandan artan iş yüküyle mücadele etmekte, diğer yandan da hak-eksenli kararlar vermektedir. Mahkememiz salgın sürecinde de gerekli tedbirleri almak suretiyle uygun yöntemlerle çalışmalarını sürdürmektedir.” dedi.

Adaletin Üç Unsuru: Tarafsız Yargı, Hakkaniyete Uygun Yargılama, Yargı Kararlarının Uygulanması

Bireylerin ayrımcılığa ve şiddete maruz kalmadan bir arada yaşayabileceği erdemli bir toplumun ve devletin temelinin adalet olduğunun altını çizen Başkan Arslan, “Bir elinde terazi, diğerinde kılıç olan gözleri kapalı adalet figürü, adaletin üç unsurunu oluşturan tarafsız yargıyı, hakkaniyete uygun yargılamayı ve yargı kararlarının uygulanmasını sembolize eder.” dedi.

Hâkimin veya mahkemenin tarafsızlığının her şeyden önce bağımsız olmayı gerektirdiğine işaret eden Başkan Arslan, “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” ifadelerinin yer aldığı Anayasa’nın 138. maddesini hatırlattı.

“Hukuksuz Kalan Devlet, Yaşam Destek Ünitesine Bağlı Bir Hasta Gibidir”

Başkan Arslan, Mevlâna’nın “Hakk’ın terazisi” dediği hâkimi bir “rahmet” ve “kıyametteki adalet denizinden bir damla” olarak nitelendirdiğine değinerek “Gerçekten de adil yargılama uygulamasıyla hukuk, toplum ve devlet hayatı bakımından bir rahmettir. Bu yüzden hukuksuz kalan devlet, yaşam destek ünitesine bağlı bir hasta gibidir.” dedi. Başkan Arslan sözlerine şöyle devam etti:

“Adalet, hâkimlerin adalet terazisinde tartarak verdikleri kararların uygulanmasını zorunlu kılar. İki tarafı da keskin kılıç hukukun üstünlüğünü ve adaletin yaptırım gücünü anlatır. Anayasa Mahkemesi kararlarında vurgulandığı üzere, mahkemeye erişim hakkının en önemli unsurlarından biri yargı kararlarının etkili bir şekilde yerine getirilmesidir. Zira aksi durumda mahkemeye erişilmiş ve yargılama yapılmış olması anlamsız hâle gelir.”

Adaletin bağımsız ve tarafsız yargı tarafından verilen hakkaniyete uygun kararların hakkıyla icrasını gerektirdiğini ifade eden Başkan Arslan, yargıya yönelik toplumsal güvenin sağlanması ve sürdürülmesinin adaletin üç unsurunun hayata geçirilmesine bağlı olduğunu söyledi.

"Geçen Yıl Yaklaşık 40 bin Bireysel Başvuru Sonuçlandırıldı"

Başkan Arslan, bireysel başvuruyu başarıyla uygulayan hiçbir ülkede Türkiye’de olduğu kadar başvuru yapılmadığına dikkat çekerek şöyle dedi:

“Mahkememize sadece 2019'da 43 bin civarında bireysel başvuru yapılmıştır, geçen yıl yaklaşık 40 bin başvuru sonuçlandırılmıştır. Son iki yılda mahkememiz, yapılan bireysel başvuruları karşılama oranı bakımından ciddi seviye katetmiştir, bu oran yüzde 93 düzeyindedir. Biz bu önemli ve iyi performansı yeterli görmüyoruz. Hedefimiz, en azından yıl içinde gelen başvuru kadar başvuruyu karara bağlamaktır."

Başkan Arslan, “AYM'nin verdiği ihlal kararlarından yarıdan fazlası adil yargılanma hakkına ilişkindir. Yüzde 52,1 oranında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini görüyoruz. Bu da adil yargılanma ile ilgili önemli bir mesele olduğunu, bu meselenin çözülmesi gerektiğini bize söylüyor” şeklinde konuştu.

Temel hak ve özgürlükleri koruyacak şekilde karar vermenin tek başına yeterli olmadığını söyleyen Başkan Arslan, bireysel başvuru sonucunda verilen kararlar ışığında uygulamanın değişmesinin de adaletin tesisi ve tecellisi bakımından önemli olduğunu kaydetti.

Başkan Arslan, Anayasa Mahkemesinin, bireysel başvuru kapsamındaki haklarla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) içtihatlarını dikkate alarak temel kriterler belirlediğini, Türk yargı sisteminden ve idari yapıdan beklenenin bu standartları, kriterleri dikkate alarak uygulamaya geçilmesi olduğunu bildirdi.

“Yargısal ve İdari Merciler AYM’nin Belirlediği Esasları Dikkate Almalı”

Bireysel başvurunun, bir ülkedeki tüm hak ihlali iddialarını karşılayacak, ihlalleri giderecek yol olmadığını ifade eden Başkan Arslan, yargısal ve idari mercilerin Anayasa Mahkemesinin belirlediği ilkeleri, kriterleri, esasları dikkate alarak meseleleri çözüme kavuşturması gerektiğini aktardı. Başkan Arslan, kanundan kaynaklanan ihlallerin giderilmesi için de yasal değişikliklerin yapılması gerektiğini vurguladı.

Bireysel başvurunun nihai amacının, tek tek tüm hak ihlallerini gidermekten ziyade, yeni ihlallerin ortaya çıkmasını engellemek olduğunu belirten Başkan Arslan, “Bu da Anayasa Mahkemesi kararlarındaki ilkelerin, benzer olaylarda yeni başvuruların yapılması beklenmeden, tüm idari ve yargısal mercilerce dikkate alınmasını gerektirmektedir. İhlalin kanundan kaynaklandığı durumlarda ise yeni ihlalleri önlemenin yolunun yasal değişiklikten geçtiği her türlü izahtan varestedir.” şeklinde konuştu.

Başkan Zühtü Arslan'ın konuşmasının ardından yemin törenine geçildi. Öz geçmişi okunan yeni üye Bağcı yemin etti. Basri Bağcı'ya kisvesi Başkan Arslan tarafından giydirildi.

Başkan Arslan’ın konuşma metnine ulaşmak için tıklayınız.