Kötü Muamele Yasağına Dair Emsal Kararlar
< Kötü Muamele Yasağı Ana Sayfa
Kötü Muamele Yasağına Dair Usuli Yükümlülükler
Soruşturmanın Resen ve Derhal Başlatılması
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El Kılavuzu’na (İstanbul Protokolü) göre devletlerin, açık bir şikâyetin olmadığı durumlarda dahi işkence ve kötü muamele yapıldığına ilişkin belirtiler varsa soruşturma yapma yükümlülüğü bulunmaktadır. İşkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin soruşturmaların etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturma makamlarının, şikâyeti öğrenir öğrenmez veya şikâyet açıklığa kavuşturulur kavuşturulmaz soruşturma başlatması gerekmektedir.
Soruşturmanın; bir usul işlemi olan soruşturma defterine kaydedilmesinin yanı sıra derhâl soruşturma işlemlerine girişilmek suretiyle fiilen de başlatılması gerekmektedir. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edebilmek için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir.
İlgili Kararlar
♦ (Turan Günana (5), B. No: 2013/5545, 15/12/2015)
♦ (S.D, B. No: 2013/3017, 16/12/2015)
♦ (Salih Kılıç, B. No: 2013/5330, 21/1/2016)
♦ (Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek, B. No: 2013/8137, 20/4/2016)
♦ (Utku Kalı (2), B. No: 2014/1358, 12/1/2017)
♦ (Süleyman Göksel Yerdut [GK], B. No: 2014/788, 16/11/2017)
♦ (Hasan Fırat [GK], B. No: 2015/9496, 31/10/2019)
♦ (Duran Eren Şahin, B. No: 2016/11928, 20/11/2019)
♦ (Ender Ergün, B. No: 2016/1849, 19/11/2019)
♦ (Betül Öztürk Gülhan ve Sıla Koç, B. No: 2016/12937, 10/12/2019)
♦ (Akın Can, B. No: 2016/13469, 10/6/2020)
♦ (Gökhan Gündüz (3), B. No: 2017/32051, 3/11/2020)
♦ (Eyüp Toy ve Saadet Toy, B. No: 2017/34841, 10/2/2021)
♦ (Mustafa Felhan, B. No: 2019/34998, 10/1/2024)
♦ (Ümit Arslan, B. No: 2020/33007, 18/4/2024)
Soruşturmanın Yeterliliği
Kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı ve soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdırlar. Bu kapsamda diğer deliller yanında görgü tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil olmak üzere söz konusu olayla ilgili kanıtları toplamak için alabilecekleri bütün makul tedbirler alınmalıdır.
Nihayetinde ise soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması, bunun yanı sıra söz konusu kararın yaşam hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir.
♦ (Hüseyin Caruş, B. No: 2013/7812, 6/10/2015)
♦ (Arif Haldun Soygür, B. No: 2013/2659, 15/10/2015)
♦ (Tahir Gökatalay (3), B. No: 2013/5605, 30/3/2016)
♦ (Nejla Özer ve Müslim Özer, B. No: 2013/3782, 21/4/2016)
♦ (Z.C. [GK], B. No: 2013/3262, 11/5/2016)
♦ (Bayram Tuğrul Yıldırım ve Hasan Yıldırım, B. No: 2014/5280, 24/5/2018)
♦ (Pınar Durko, B. No: 2015/16449, 28/6/2018)
♦ (Betül Öztürk Gülhan ve Sıla Koç, B. No: 2016/12937, 10/12/2019)
♦ (Çağla Aydın ve diğerleri, B. No: 2016/1837, 9/7/2020)
♦ (Alp Altınörs, B. No: 2018/2790, 25/2/2021)
♦ (Hüseyin Santalu, B. No: 2018/24701, 16/6/2021)
♦ (Belkis Yurtsever ve diğerleri, B. No: 2016/7537, 11/5/2022)
♦ (Gülsüm Elvan, B. No: 2019/41725, 4/7/2022)
♦ (Elanur Gemici ve diğerleri, B. No: 2018/23070, 6/10/2022)
♦ (Ali Ocak ve Saime Sebla Arcan Tatlav, B. No: 2019/18583, 19/10/2022)
♦ (Keziban Saçılık ve Veli Saçılık, B. No: 2018/5552, 11/7/2023)
♦ (Mustafa Felhan, B. No: 2019/34998, 10/1/2024)
♦ (Ümit Arslan, B. No: 2020/33007, 18/4/2024)
♦ (S.A., B. No: 2021/2240, 2/5/2024)
♦ (Naif Bal (3), B. No: 2020/6966, 15/5/2024)
♦ (K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024)
♦ (Abdulmecit Yıldırım ve diğerleri, B. No: 2021/32660, 17/9/2024)
Mağdur Katılımının Gerekli Ölçüde Sağlanması
Soruşturmanın etkililiğinin denetiminde önemli noktalardan biri olan soruşturmanın kamu denetimine açık ve şeffaf olmasının gereklerinden biri de mağdurların meşru menfaatlerinin korunması için soruşturma sürecine etkili katılımlarının sağlanmasıdır. Bu çerçevede mağdurların soruşturmanın şeffaflığına ve adalet mekanizmasının işleyişine güvenini temin edecek tedbirlerin alınması elzemdir. Örnek olarak savunulabilir bir kötü muamele iddiasına sahip tarafın derhal yetkili makamlar önünde hukuka uygun şekilde ifadesinin alınması, ayrıca ilgili idarece soruşturma dosyasına sunulan bilgilerden haberdar olup bunlara etkili bir şekilde itiraz etme imkânına sahip kılınması gerekir.
İlgili Kararlar
♦ (Turan Günana (5), B. No: 2013/5545, 15/12/2015)
♦ (Hakan Olğun, B. No: 2013/7588, 17/2/2016)
♦ (Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, B. No: 2013/7907, 21/4/2016)
♦ (Hüseyin Kaya, B. No: 2014/5788, 12/7/2016)
♦ (Bilal Çiçek, B. No: 2014/29, 13/7/2016)
Soruşturma Makamlarının Bağımsızlığı
Devlet memurları tarafından yapılan kötü muamele hakkında yürütülen soruşturmanın etkili olması için, soruşturmadan sorumlu ve tetkikleri yapan kişilerin olaylara karışan kişilerden bağımsız olması gerekir Soruşturmanın bağımsızlığı sadece hiyerarşik ya da kurumsal bağlantının olmamasını değil ama aynı zamanda somut bir bağımsızlığı da gerektirir Dolayısıyla etkili bir soruşturmadan söz edebilmek için, öncelikle bağımsız yürütülebilir niteliğe sahip olması gerekir.
Örnek olarak bir Cumhuriyet Savcılığı bünyesinde yürütülmekte olan bir soruşturmada Savcılık adına adli işlemleri yürüten kişilerin bizzat kötü muameleye ismi karışan kişilerden oluşması, soruşturmanın bağımsız ve tarafsız şekilde yürütülmesini engelleyebilir. Zira, bu kişilerin kendi aleyhlerine olabilecek muhtemel kanıtları karartma ihtimalleri yüksek olması, bunların mağdurların lehine olabilecek delilleri toplama konusunda isteksiz davranmaları ya da tanık veya rapor düzenleyecek doktor, bilirkişi gibi şahısları yanlış yönlendirme riski bulunmaktadır.
İlgili Kararlar
♦ (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014)
♦ (Hamdiye Aslan, B. No: 2013/2015, 4/11/2015)
♦ (Albına Kıyamova (Alıbaeva), B. No: 2013/3187, 14/4/2016)
♦ (Betül Öztürk Gülhan ve Sıla Koç, B. No: 2016/12937, 10/12/2019)
Soruşturma veya Kovuşturmanın Makul Sürede Sonuçlandırılması
Kötü muameleye ilişkin şikâyetler hakkında yapılan soruşturma söz konusu olduğunda yetkililerin hızlı davranması önemlidir. Bununla birlikte belirli bir durumda bir soruşturmanın ilerlemesini engelleyen sebepler ya da zorlukların olabileceği de kabul edilmelidir. Ancak kötü muameleye yönelik soruşturmalarda, hukuk devletine bağlılığın sağlanması, hukuka aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin engellenmesi, herhangi bir hile ya da kanunsuz eyleme izin verilmemesi ve kamuoyunun güveninin sürdürülmesi için yetkililer tarafından soruşturmanın azami bir hız ve özenle yürütülmesi gerekir.
İlgili Kararlar
♦ (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014)
♦ (Feride Kaya, B. No: 2013/2365, 20/1/2016)
♦ (Metin Boran, B. No: 2014/16430, 1/2/2017)
♦ (Muhterem Turantaylak, B. No: 2014/15253, 9/5/2018)
♦ (Elif Aydın Dost, B. No: 2014/19954, 12/6/2018)
♦ (Adem Erden, B. No: 2015/4032, 23/1/2019)
♦ (G.Y., B. No: 2016/1669, 15/1/2020)
♦ (Feride Kaya (2), B. No: 2016/13985, 9/6/2020)
♦ (Gökhan Gündüz (2), B. No: 2017/39507, 3/11/2020)
♦ (Hatun Horuz ve Zemci Horuz, B. No: 2017/17723, 3/11/2020)
♦ (Bülent Barmaksız (2), B. No: 2018/1562, 15/12/2020)
♦ (Alp Altınörs, B. No: 2018/2790, 25/2/2021)
♦ (Ahmet Aşık, B. No: 2017/27330, 26/5/2021)
♦ (Mehmet Ali Oğuz, B. No: 2017/36977, 8/6/2021)
Kamu Görevlileri için Soruşturma İzni Verilmesi
Devlet, kötü muamele yasağının usul boyutunu koruyan hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve kamu görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda, bunların sorumlulukları altında meydana gelen ölümler için hesap vermelerini sağlamak durumundadır. Bununla birlikte kamu görevlilerinin görevlerini devlet adına ifa etmeleri ve görevlerinin ifası ile ortaya çıkan birtakım durumlarla bağlantılı olarak sık sık şikâyet edilme ve soruşturma tehdidi altında olma riski ile karşı karşıya olmaları nedeniyle haklarında adli soruşturma yürütülmesinin belirli bir makamın iznine bağlanması, hukuk devletinde makul görülebilir. Ancak bu kapsamda gerek idari nitelikteki ön incelemenin gerekse soruşturma izni verilmemesi işlemine karşı yapılan itirazları değerlendiren idari yargı organlarınca yapılacak olan inceleme ve değerlendirmelerin soruşturma izni prosedürünün ceza yargılamasının işleyişini geciktirecek ve soruşturmanın etkin şekilde yürütülmesine engel olacak şekilde uygulanmasına ya da kamu görevlilerinin ceza soruşturmasından muaf tutulduğu izlenimi oluşmasına izin vermeyecek şekilde yapılmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Soruşturma makamınca izne tabi olmayan suçların soruşturulması için izin prosedürünün işletilmesi ve bu nedenle sorumluluğu bulunan kişiler hakkında soruşturma yapılmaması başlı başına kötü muamele yasağının etkili soruşturma yükümlülüğünü ihlal eder.
İlgili Kararlar
♦ (Albına Kıyamova (Alıbaeva), B. No: 2013/3187, 14/4/2016)
♦ (Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, B. No: 2013/7907, 21/4/2016)
♦ (Nihat Sefer, B. No: 2015/4443, 25/9/2019)
♦ (Sami Çelik, B. No: 2016/1559, 19/11/2019)
♦ (Adalet Sevin, B. No: 2016/3693, 20/11/2019)
♦ (Erdal Sarıkaya [GK], B. No: 2017/37237, 17/3/2021)
♦ (Mustafa Felhan, B. No: 2019/34998, 10/1/2024)
Cezasız Bırakmama/Yaptırımın Caydırıcı Olması
Tüm adli kovuşturmaların mahkûmiyet veya belirli bir hüküm alma ile sonuçlanmasına yönelik kesin bir zorunluluk bulunmamakla birlikte mahkemeler hiçbir koşul altında yaşamı tehdit eden suçların ve fiziksel ve ruhsal bütünlüğe yapılan ağır saldırıların cezasız kalmasına, affa ya da zamanaşımına uğramasına izin vermemelidirler. Adli makamların yetki alanları kapsamındaki kişilerin yaşamları ile fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini korumak üzere konan kanunların koruyucuları olarak, sorumlu olanlara yaptırım uygulamakta kararlı olmaları ve suçun ağırlık derecesi ile verilen ceza arasında açık bir orantısızlığa izin vermemeleri gerekir. Aksi hâlde devletin kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini kanunlar aracılığıyla koruma hususundaki pozitif yükümlülüğü yerine getirilmemiş olacaktır.
İlgili Kararlar
♦ (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014)
♦ (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014)
♦ (Şenol Gürkan, B. No: 2013/2438, 9/9/2015)
♦ (Feride Kaya, B. No: 2013/2365, 20/1/2016)
♦ (Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek, B. No: 2013/8137, 20/4/2016)
♦ (Mehmet Kutlu ve Sadullah Kutlu, B. No: 2014/17939, 4/10/2017)
♦ (Ayşe Uslu, B. No: 2015/1033, 15/11/2018)
♦ (Edip Elma ve diğerleri, B. No: 2015/14826, 18/4/2019)
♦ (Doğukan Bilir, B. No: 2014/15736, 29/5/2019)
♦ (Naif Bal (2), B. No: 2015/2465, 11/9/2019)
♦ (Abdullah Süngü, B. No: 2016/7039, 28/11/2019)
♦ (Muazzez Babak ve Naif Babak, B. No: 2017/35564, 9/6/2021)
♦ (A.Ö. ve diğerleri, B. No: 2018/37198, 27/7/2022)
♦ (Naif Bal (3), B. No: 2020/6966, 15/5/2024)
Devletin Kötü Muameleye Karşı Koruma Yükümlülüğü
Ceza İnfaz Kurumlarında Yaşamın Korunması
Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen hak kapsamında ayrıca devletin, pozitif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan tüm bireylerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür.
AİHM kararlarında bir kişinin sağlıklı hâldeyken gözaltına alındığı ancak salıverildiği zaman vücudunda yaralanma tespit edildiği durumlarda, söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda makul bir açıklama getirme ve mağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede bırakacak kanıtları sunma yükümlülüğünün devlete ait olduğu, özellikle ilgili iddiaların doktor raporları ile doğrulandığı hâllerde Sözleşme'nin 3. maddesi anlamında açık sorunların ortaya çıkacağı ifade edilmiştir. Aynı ilke, özgürlükten yoksun bulundukları ve ceza infaz kurumu yönetiminin sorumluluk ve kontrolüne tabi oldukları değerlendirildiğinde ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve hükümlüler için de geçerli olacaktır.
Tamamıyla devletin hüküm ve kontrolü altında bulunulan bir zaman diliminde maruz kalınan davranışlar nedeniyle yapılan şikâyetlerin desteklenmesi için kanıt toplanmasının zorluğu dikkate alınarak bu tür iddialar hakkında ancak tüm dosya kapsamındaki verilerin birlikte incelenmesi hâlinde bir sonuca ulaşılabilmektedir.
İlgili Kararlar
♦ (S.D, B. No: 2013/3017, 16/12/2015)
♦ (Murat Karabulut, B. No: 2013/2754, 18/2/2016)
♦ (Yunus Kalkan, B. No: 2013/4383, 18/2/2016)
♦ (Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek, B. No: 2013/8137, 20/4/2016)
♦ (Cihan Koçak, B. No: 2014/12302, 21/9/2017)
♦ (Temur Eskibağ ve Mehmet Rıza Eskibağ, B. No: 2014/5098, 20/12/2017)
♦ (Hasan Demirtaş, B. No: 2017/16252, 12/2/2020)
♦ (Ahmet Şenol ve diğerleri, B. No: 2014/16947, 22/2/2018)
♦ (Gökhan Gündüz (3), B. No: 2017/32051, 3/11/2020)
♦ (Adem Erden (2), B. No: 2017/36537, 3/11/2020)
♦ (Ergin Doğru, B. No: 2018/18520, 10/2/2021)
♦ (Muazzez Babak ve Naif Babak, B. No: 2017/35564, 9/6/2021)
♦ (Yasin Güngör, B. No: 2018/26782, 5/10/2022)
♦ (Elanur Gemici ve diğerleri, B. No: 2018/23070, 6/10/2022)
Yaşlı ve Ağır Hasta Mahkûm Hakkında Gerekli Usullerin Yürütülmesi
Ceza infaz kurumlarında tutulan hükümlü ve tutuklular bakımından Anayasa'nın 17. maddesi devlete, kişilerin insan onuru ile bağdaşır koşullarda tutulmalarını sağlama ve infazın yöntemi ile infaz sürecindeki davranışların mahkûmları, ceza infaz kurumunda kalma dolayısıyla zorunlu olarak ortaya çıkan sıkıntı ve üzüntü seviyesinden daha fazla bir ızdıraba maruz bırakmama pozitif yükümlülüğünü yüklemektedir.
Maddi ve manevi olarak ortaya çıkan bir hastalığa bağlı bir acı tek başına, eğer yetkililerin sorumlu tutulabilecekleri tutma şartları ile daha da katlanıyorsa veya katlanma riski varsa bu tutma nedeniyle eylem Anayasa’nın 17. maddesinin uygulama alanına girebilecektir. Bir mahkûmun sağlığı ve rahatlığı için -hapsedilmenin pratik gerekleri de dikkate alınarak ve özellikle gerekli tedavilerin uygulanması yoluyla- uygun tedbirler almak devletin görev ve sorumluluğundadır. Nitekim hasta bir kişinin uygun olmayan fiziki ve tıbbi koşullarda tutulmasının kural olarak Anayasa’nın 17. maddesine aykırı bir muamele olarak kabul edilebileceği açıktır.
Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü ve tutukluların sağlık nedenleriyle yaptıkları başvurularda, başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulma koşullarını, uygulanan tedavilerin kalitesini, başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulmasının sağlık durumu üzerindeki etkisini ve bu durumun zamanla gösterdiği değişim gibi konuları inceleyerek Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan hakların ihlal edilip edilmediğini her olayın kendine has özelliklerine göre takdir etmektedir.
İlgili Kararlar
♦ (Mete Dursun, B. No: 2012/1195, 18/11/2015)
♦ (Murat Karabulut, B. No: 2013/2754, 18/2/2016)
♦ (Temur Eskibağ ve Mehmet Rıza Eskibağ, B. No: 2014/5098, 20/12/2017)
♦ (Erkan Orakçı, B. No: 2015/7162, 23/1/2019)
♦ (Ersan Nazlier, B. No: 2015/19917, 3/6/2020)
Gözaltında Kötü Muamelelerden Koruma
Anayasa’nın 17. maddesi uyarınca geçerli olan koruma yükümlülüğü devlete, kişilerin işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye maruz bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma ödevini yüklemektedir. Anılan yükümlülük muamele yasağının maddi boyutunun bir unsurunu, devletin kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini idari ve yasal mevzuat aracılığıyla koruma hususundaki pozitif yükümlülüğünü oluşturmaktadır. Koruma doğrultusunda yetkililerin bildikleri ya da bilmeleri gereken bir kötü muamele tehlikesinin gerçekleşmesini engellemek için makul tedbirleri almamaları durumunda devletin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası anlamında sorumluluğu ortaya çıkabilecektir.
Gözaltında oldukları için dış dünyayla ilişkileri kesilen veya kendilerine destek olabilecek ve gerekli kanıtları oluşturabilecek doktor, avukat, aile yakını veya arkadaşlarla görüşmeleri her an olanaklı olmayan başvurucuların gözaltı sırasında maruz kaldıkları kimi kötü muamele davranışları yönünden yaptıkları şikâyetleri desteklemeleri, kanıt toplamanın güçlüğü nedeniyle zor olacağı açıktır. Başvurucuların bu kapsamdaki iddialarına ilişkin olarak ancak dosyadaki tüm verilerin birlikte incelenmesi hâlinde bir sonuca ulaşılması mümkündür.
İlgili Kararlar
♦ (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014)
♦ (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014)
♦ (Şenol Gürkan, B. No: 2013/2438, 9/9/2015)
♦ (Arif Haldun Soygür, B. No: 2013/2659, 15/10/2015)
♦ (Hamdiye Aslan, B. No: 2013/2015, 4/11/2015)
♦ (Zeki Bingöl (2), B. No: 2013/6576, 18/11/2015)
♦ (Yalçın Atlı, B. No: 2015/19711, 15/1/2020)
♦ (Feride Kaya (2), B. No: 2016/13985, 9/6/2020)
♦ (Ahmet Aşık, B. No: 2017/27330, 26/5/2021)
♦ (Fikret Ataç, B. No: 2019/14460, 22/9/2022)
Kamu Görevlilerinin Güç Kullanımına İlişkin Yükümlülükleri
Kamu Görevlilerinin Güç Kullanımı
Bireyin, bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. Maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir resmî soruşturmanın yapılması gerekmektedir. Anayasa’nın 17. Maddesinde düzenlenen hak kapsamında ayrıca devletin, -pozitif bir yükümlülük olarak- yetki alanında bulunan tüm bireylerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkını gerek kamusal makamların ve diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür.
Anılan koruma yükümlülüğü devlete, söz konusu kişilerin işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye maruz bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma ödevini yüklemektedir. Anılan yükümlülük, kötü muamele yasağının maddi boyutunun bir unsurunu, devletin kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini idari ve yasal mevzuat aracılığıyla koruma hususundaki pozitif yükümlülüğünü oluşturmaktadır. Koruma doğrultusunda yetkililerin bildikleri ya da bilmeleri gereken bir kötü muamele tehlikesinin gerçekleşmesini engellemek için makul tedbirleri almamaları durumunda devletin, Anayasa’nın 17. Maddesinin üçüncü fıkrası anlamında sorumluluğu ortaya çıkabilecektir.
İlgili Kararlar
♦ (Mehmet Şah Araş ve diğerleri, B. No: 2014/798, 28/9/2016)
♦ (Mustafa Rollas, B. No: 2014/7703, 2/2/2017)
♦ (Muhterem Turantaylak, B. No: 2014/15253, 9/5/2018)
♦ (Edip Elma ve diğerleri, B. No: 2015/14826, 18/4/2019)
♦ (İsmail Göktaş, B. No: 2017/20204, 19/11/2020)
♦ (Ahmet Endes ve diğerleri, B. No: 2018/19018, 15/12/2020)
♦ (Özgür Ulaş Armutcuoğlu, B. No: 2018/27396, 29/6/2021)
♦ (Memduh Yılmaz ve Naciye Yılmaz, B. No: 2018/36717, 7/10/2021)
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Esnasında Güç Kullanımı ve Ölçüsüz Müdahale
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 3. maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların en temel değeri olduğunu vurgulamıştır. Terörizmle ya da organize suçla mücadele gibi en zor şartlarda dahi AİHS'nin güvenlik güçlerini mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerden men ettiği belirtilmiştir. AİHM ayrıca AİHS'nin 15. maddesinde ifade edilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi kötü muamele yasağının hiçbir istisnasına yer verilmediğini içtihatlarında hatırlatmaktadır.
Bunun yanında Anayasa'nın 17. maddesi ve AİHS’in 3. maddesi bir yakalamayı gerçekleştirmek için güç kullanımını yasaklamamaktadır. Ancak, bu tür bir güç sadece kaçınılmaz ve asla aşırı olmamak kaydıyla kullanılabilmektedir. Ayrıca, kişinin kendi davranışından veya tutumundan dolayı fiziksel güce başvurmak kesinlikle zorunlu hale gelmedikçe, bu neviden fiiller, prensip olarak, kötü muamele yasağını ihlal eder.
Bununla birlikte sınırları belli bazı durumlarda güvenlik güçleri tarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul edilebilmektedir. Bu kapsamda, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde yakalamayı gerektiren durumlarda ve gösteriye katılanların kendi tutumundan dolayı fiziksel güce başvurmak mümkündür. Ancak bu durumda dahi bu tür bir güce sadece kaçınılmaz hallerde ve orantılı olmak koşuluyla başvurulabilir. Örnek olarak polisin toplumsal olaylara müdahalesinde araç olarak kabul edilen ve kullanılması ulusal ve uluslararası mevzuatta yasak olmayan biber gazının kullanım usullerinde öngörülen kriterlerin, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında asgari ağırlık eşiğine ulaşıp ulaşmadığı incelenmelidir. Her somut olayda ayrıca müdahalenin barışçıl biçimde toplanma özgürlüğünü kullanan kimselere yönelik olup olmadığının da müdahalinin ihlal niteliğinde olup olmadığının tespitinde göz önüne alındığı belirtilmelidir.
İlgili Kararlar
♦ (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015)
♦ (Özlem Kır, B. No: 2014/5097, 28/9/2016)
♦ (Özge Özgürengin, B. No: 2014/5218, 19/4/2018)
♦ (Elif Aydın Dost, B. No: 2014/19954, 12/6/2018)
♦ (Doğukan Bilir, B. No: 2014/15736, 29/5/2019)
♦ (Güven Boğa, B. No: 2014/17222, 3/7/2019)
♦ (Erdal İmrek, B. No: 2015/4206, 17/7/2019)
♦ (İbrahim Süleymanoğlu, B. No: 2015/6557, 17/7/2019)
♦ (Hıdır Kanak, B. No: 2015/12002, 23/10/2019)
♦ (Ender Ergün, B. No: 2016/1849, 19/11/2019)
♦ (Duran Eren Şahin, B. No: 2016/11928, 20/11/2019)
♦ (Betül Öztürk Gülhan ve Sıla Koç, B. No: 2016/12937, 10/12/2019)
♦ (Bülent Teoman Özkan ve diğerleri, B. No: 2016/557, 29/1/2020)
♦ (Egemen Budak, B. No: 2016/14870, 9/6/2020)
♦ (Akın Can, B. No: 2016/13469, 10/6/2020)
♦ (Alper Can Aykaç ve diğerleri, B. No: 2015/16563, 23/6/2020)
♦ (Bülent Barmaksız (2), B. No: 2018/1562, 15/12/2020)
♦ (İbrahim Akan (2), B. No: 2017/32078, 25/2/2021)
♦ (Hüseyin Gökhan Biçici, B. No: 2016/10643, 8/6/2021)
♦ (Veli Saçılık (2), B. No: 2018/24614, 18/10/2022)
♦ (Belkis Yurtsever ve diğerleri, B. No: 2016/7537, 11/5/2022)
♦ (Ali Ocak ve Saime Sebla Arcan Tatlav, B. No: 2019/18583, 19/10/2022)
♦ (Keziban Saçılık ve Veli Saçılık, B. No: 2018/5552, 11/7/2023)
♦ (Abdulmecit Yıldırım ve diğerleri, B. No: 2021/32660, 17/9/2024)
Diğer Alanlar
Kötü Muameleye Maruz Kalınabilecek Menşe Ülkedeki Koşullar Değerlendirilmeden Sınır Dışı Edilme
Anayasa'da yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet edişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu husus, devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletin yabancıları ülkeye kabul etmekte veya sınır dışı etmekte takdir yetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin -Anayasa'da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde- bireysel başvuruya konu edilebilmesi mümkündür.
Anayasa'nın 17., 5. ve 16. maddeleri, uluslararası hukuk ve özellikle de Türkiye'nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi'nin ilgili hükümleri ile birlikte yorumlandığında devletin egemenlik yetkisi alanında olup gönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların da maddi ve manevi varlıklarına yönelik risklere karşı korunmalarının devletin pozitif yükümlülükleri arasında yer aldığının kabulü gerekir. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında sınır dışı edilecek kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir koruma sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir "karşı çıkma imkânı" tanınması gerekir. Bu çerçevede sınır dışı etme işlemi sonucunda yabancının gönderileceği ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğinin iddia edilmesi hâlinde idari ve yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçek bir ihlal riskinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır.
Sınır dışı etme kararının uygulanması hâlinde kötü muamele yasağının ihlal edilebileceğine karar verebilmek için geri gönderilen ülkedeki riskin varlığının bir olasılığın ötesinde "gerçek bir risk" seviyesinde olduğunun ispatlanması gerekir. Bu konudaki ispat külfeti iddianın niteliğine göre kamu makamlarına ve/veya başvurucuya ait olabilir.
İlgili Kararlar
♦ (Azızjon Hıkmatov, B. No: 2015/18582, 10/5/2017)
♦ (R.M. ve diğerleri, B. No: 2015/19133, 17/4/2019)
♦ (Kemal Salpagarov, B. No: 2016/12809, 16/1/2020)
♦ (M.D. ve diğerleri, B. No: 2016/24613, 2/6/2020)
♦ (G.I. ve diğerleri, B. No: 2017/5849, 24/3/2021)
♦ (A.E. ve diğerleri, B. No: 2016/22584, 21/4/2021)
♦ (Hüsam Ibrahım, B. No: 2020/20131, 4/10/2023)
Geri Gönderme Merkezlerindeki Tutma Koşulları
İdari nedenlerle özgürlüğünden yoksun bırakılan yabancıların tutulma koşullarının Anayasa’nın 17. maddesi anlamında "insan haysiyetiyle bağdaşmayan" muamele oluşturup oluşturmadığının incelemesinde bir sonuca ulaşılırken, kişi başına düşen alan hesabı, tutulu bulunan kişilerin günlük açık havadan yararlanmaları, kapalı mekânların gün ışığı alma ve havalandırılma durumları, kalınan mekânın temizliği ve tutulu bulunan kişilere sunulan sağlık hizmetleri gibi hususların dikkate alınması gerekmektedir.
Geri gönderme merkezleri, sınır dışı edilmelerine karar verilen yabancıların barınma ve kontrol altında tutulmalarını sağlarken insan odaklı bir yaklaşımla çalışan kuruluşlardır. GGM’lerin burada tutulan kişilerin yaşam hakkının korunması, sosyal ve psikolojik açıdan güçlendirilmeleri temelinde çalışma ilkeleriyle çelişir bir şekilde, meşru bir amaç olmaksızın kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmadan hizmet vermeleri gerekir.
İlgili Kararlar
♦ (K.A. [GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015)
♦ (A.V. ve diğerleri, B. No: 2013/1649, 20/1/2016)
♦ (F.A. ve M.A., B. No: 2013/655, 20/1/2016)
♦ (F.K. ve diğerleri, B. No: 2013/8735, 17/2/2016)
♦ (T.T., B. No: 2013/8810, 18/2/2016)
♦ (A.S., B. No: 2014/1368, 19/12/2017)
♦ (I.S. ve diğerleri, B. No: 2014/15824, 22/9/2016)
♦ (Y.K., B. No: 2016/14347, 2/6/2020)
Kötü Muamele İddialarına Dair Yargılamada Hükmedilen Tazminat Miktarının Düşüklüğü
Kötü muamele yasağına aykırılık oluşturan bir eylemin tespit edildiği ve başvurucuların ihlal iddialarının lehe ödenen tazminat tutarının yetersizliğine dayandırıldığı olaylarda ihlalin var olup olmadığının tespiti için daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmiş benzer durumlar için öngörülen tazminat tutarları ile somut olayda öngörülen tazminat tutarının karşılaştırılması gereklidir.
Anayasa Mahkemesinin benzer olaylarda hükmettiği tazminat tutarları ile karşılaştırıldığında derece mahkemelerince hükmolunan tazminat tutarının önemli ölçüde az olduğu, buna göre başvurucunun manevi zararları yönünden yeterli bir giderimin sağlanmadığı sonucuna ulaşıldığı takdirde bu türde şikâyetlerin ihlal kararı ile sonuçlanması mümkündür.
İlgili Kararlar
Etkili Soruşturma Yükümlülüğünü İhlal Eden Ceza Yargılamasındaki Hükümlere Dayanılarak Tam Yargı Davasının Reddi
Tutulma koşullarını ilgilendirenler hariç olmak üzere kötü muamele vakaları kasıt unsuru taşıdığından ceza soruşturması maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında en etkili yöntemdir. Zira ceza soruşturmasında -hukuka uygun olmak koşuluyla- delil serbestisi ilkesi geçerlidir. Birbirinin devamı niteliğindeki bu başvurular birlikte değerlendirildiğinde yaptırımın caydırıcılığı ve mağduriyetin giderilmesi işlevini görür. Ceza ve disiplin soruşturmasından sonra giderim olarak mağdura uygun miktarda tazminat verilmesiyle mağdur sıfatı ortadan kalkabilir. Tam yargı davası ise ceza ve disiplin soruşturmalarıyla birlikte birbirini tamamlayıcı ve birbirine tesir eden zincirin halkalarını oluşturmaktadır.
Mahkûmiyet kararıyla sonuçlanmasa dahi bir ceza soruşturmasındaki eksikliklerin diğer başvuru yollarına da doğrudan sirayet edebileceği söylenebilir. Bu ihtimalin gerçekleşmesi hâlinde tam yargı davasına bakan idare mahkemelerinin ceza soruşturmasında toplanan delilleri de dikkate alarak farklı bir sonuca ulaşmalarını engelleyen bir düzenleme ya da içtihat bulunmamaktadır.
Kötü muamele vakasının aydınlatılması ve mağduriyetin giderilmesi açısından bu kadar iç içe girmiş başvuru yollarının diğerinden bağımsız olarak değerlendirilmesi aynı olayda birbiriyle çelişkili sonuçlar ortaya çıkarma tehlikesi barındırır. Zira her iki soruşturmada ispat ve değerlendirme araçlarının farklılığı, adli ve idari yargının değerlendirmelerine de bağlı olarak farklı sonuçlara ulaşılmasına sebebiyet verebilir.
İlgili Kararlar
Kötü Muamele Yasağıyla Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru
Etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlar.
Etkili başvuru hakkının Anayasa ile korunan diğer hakların tamamlayıcısı olması nedeniyle tek başına ihlal edildiğinin ileri sürülmesi mümkün değildir. Bir başka deyişle etkili başvuru hakkının ileri sürülebilmesi için öncelikle Anayasa ile korunan diğer hakların ihlal edildiğine dair savunulabilir bir iddia olmak zorundadır. Buna karşılık etkili başvuru hakkı bakımından inceleme yapılması kural olarak başka bir Anayasa hükmünün ihlal edildiğine önceden karar verilmiş olması şartına bağlı değildir.
Hukuk düzeninde öngörülen bir yargı yolundan etkili bir şekilde yararlanma imkânı kötü muameleye maruz kalacağını ileri süren herkese ayrım yapılmaksızın sağlanmalıdır. Bu yolun mevzuatta yer alması yalnız başına yeterli olmayıp aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir. Örnek olarak sınır dışı etme işlemi sonucunda yabancının gönderileceği ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğinin iddia edilmesi hâlinde idari ve yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçek bir ihlal riskinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Anılan usul güvencelerinin bir gereği olarak idari makamlarca alınan sınır dışı kararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, bu denetim süresince sınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecine tarafların etkili katılımının sağlanması gerekir.
Bir diğer örnek olarak ceza infaz kurumlarında odaların kalabalık olmasına yönelik şikâyetlerinin yanı sıra sağlık hizmetinin gerektiği gibi sağlanamamasına, hijyen koşullarının yetersiz olduğuna ve yeterli yemek verilmemesi gibi ceza infaz kurumunun şartlarının uygunsuz olduğuna ilişkin şikâyetlerin, şikâyet konusunun 4675 sayılı İnfaz Kanunu'nda düzenlenen infaz hâkimliklerinin görev alanına girmediği gerekçesiyle esasa girilmeden reddedilmesi; bu itibarla başvurucuların barınma, beslenme, muayene ve tedaviye ilişkin şikâyetleri konusunda mahkemelerce bir inceleme ve araştırma yapılmadığının anlaşılması hâllerinde de kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gösterilebilir.
İlgili Kararlar
♦ (I.S. ve diğerleri, B. No: 2014/15824, 22/9/2016)
♦ (Temur Eskibağ ve Mehmet Rıza Eskibağ, B. No: 2014/5098, 20/12/2017)
♦ (Yusuf Ahmed Abdelazım Elsayad, B. No: 2016/5604, 24/5/2018)
♦ (A.A.K., B. No: 2015/17761, 8/5/2019)
♦ (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019)
♦ (N.K., B. No: 2017/21761, 22/7/2020)
♦ (S.B., B. No: 2017/19758, 2/12/2020)
♦ (A.A.K. ve diğerleri, B. No: 2016/43088, 3/12/2020)
♦ (K.S., B. No: 2017/29420, 3/12/2020)
♦ (Abdullah Yaşa [GK], B. No: 2015/12486, 5/11/2020)
♦ (Abdullah Koç, B. No: 2018/4912, 10/3/2021)
♦ (G.I. ve diğerleri, B. No: 2017/5849, 24/3/2021) )
♦ (Şadiye Dilan Doğan, B. No: 2016/9604, 7/4/2021)
♦ (Asım Barış Barışık, B. No: 2018/2697, 21/4/2021)
♦ (Cüneyt Durmaz (2) [GK], B. No: 2016/35468, 15/12/2021)
♦ (Osman Kangal, B. No: 2019/35232, 5/10/2022)
♦ (Abdulkerım Hammud, B. No: 2019/24388, 2/5/2023)
♦ (Hakan Buzhane [GK], B. No: 2019/1278, 4/7/2024)
Anayasa Mahkemesi Kararının Gereği Gibi İcra Edilmemesi
Anayasa Mahkemesince kötü muamele yasağına ilişkin verilen bazı ihlal kararları sonrasında gerçekleştirilen yeniden soruşturmalarda da ihlalin devam ettiği, bu kararların gereğince icra edilmediği tespit edilebilmektedir.
Örnek olarak Anayasa Mahkemesi’nin Naif Bal (2), (B. No: 2015/2465, 11/9/2019) bireysel başvuru kararında sorumlular hakkında fiilleriyle ve meydana gelen yaralanmayla orantılı bir yaptırıma hükmedilmediği, soruşturmanın etkinliğinin sağlanmasının koşullarından biri olan sorumluların fiilleriyle orantılı ceza almaları ölçütünün yerine getirilmediği ve HAGB kurumunun cezasızlık sonucu doğurup sorumluların fiilleriyle orantılı ceza almaları koşulunun yerine getirilmesine engel olacak şekilde uygulandığı ifade edilmiş ve karar yeniden yargılama yapılması için yetkili mahkemesine gönderilmiştir.
Ancak yapılan yeniden yargılama sonrasında başvurucu ihlalin giderilmediğine ilişkin yeni bir bireysel başvuruda bulunmuş ve buna ilişkin inceleme neticesinde Naif Bal (3), (B. No: 2020/6966, 15/5/2024) kararı alınmıştır. Bu kararda başvuruya konu yeniden yargılamada Ceza Mahkemesinin, başvurucunun dört infaz koruma memurunun kasıtlı eylemi nedeniyle basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif şekilde yaralandığı tespitini yaptığı, ancak benzer ihlallerin önlenmesinde oynaması gereken role uygun olmayacak şekilde sanıkları sadece adli para cezasına mahkûm ettiği ve takdir hakkını suçun sonuçlarını hafifletmek için kullandığı yönünde bir izlenime sebebiyet verdiği ifade edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine göre ihlal üzerine yeniden yapılan yargılamada verilen karar da cezasızlık sonucunu devam ettirmiştir. Bu sebeple insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
Benzer şekilde yakalama sırasında darp edilme, hukuka aykırı olarak alıkonulma ve soruşturmanın etkin yürütülmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği, adil yargılanma ve etkili başvuru hakları ile işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkin olan Tahir Gökatalay (3), B. No: 2013/5605, 30/3/2016 başvurusunda etkili soruşturma yapma usul yükümlülüğünün ihlali tespit edilmiş; ardından bu soruşturmanın bitirilmediği ve dolayısıyla ihlalin devam ettiğine ilişkin yapılan bireysel başvuruda, ilk ihlal kararın gereğinin yerine getirilmesine yönelik yeniden soruşturmanın 4 yıl 6 ay gibi makul olmayan bir sürede tamamlanmamasının bir kez daha kötü muamele yasağının etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiği kararının verilmesine yol açtığı görülmüştür (Tahir Gökatalay (4), B. No: 2018/24477, 24/3/2021).
İlgili Kararlar