Tarihi

Kuruluşundan Günümüze Anayasa Mahkemesi

Kuruluş Dönemi (1961 Anayasası)

Anayasa Mahkemesi ilk kez 1961 Anayasası ile kurulmuştur. Anayasa Mahkemesinin kuruluşu, görev ve yetkileri, yargılama ve çalışma usulü ile kararlarının niteliği 1961 Anayasası'nın 145 ila 152. maddelerinde düzenlenmiş; buna bağlı olarak 44 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ise 22/4/1962 tarihinde kabul edilmiştir.

Anayasa Mahkemesine kurulduğu bu ilk dönemde; kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç tüzüklerinin Anayasa'ya "şekil ve esas" bakımından uygunluğunu denetleme görevinin yanı sıra görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Anayasa'da sayılan kişileri Yüce Divan sıfatıyla yargılamak, siyasi partilerin kapatılması hakkındaki davalara bakmak, siyasi partilerin gelir kaynakları ile giderlerine ilişkin hesapları incelemek ve Anayasa ile verilen diğer görevleri yerine getirmekle de yetkili kılınmıştır.

1961 Anayasası'nın 145. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, on beş asıl ve beş yedek üyeden oluşurken; üyelerden dördü Yargıtay, üçü Danıştay, biri Sayıştay Genel Kurulu tarafından, üç üye Türkiye Büyük Millet Meclisi, iki üye Cumhuriyet Senatosu, iki üye ise biri Askerî Yargıtay’dan olmak üzere Cumhurbaşkanı tarafından seçilmekteydi.

1961 Anayasası'nda 1971’de gerçekleştirilen değişiklikle kanun hükmünde kararnameleri şekil ve esas bakımından, anayasa değişikliklerini ise Anayasa'da gösterilen şekil şartları bakımından denetleme görevi verilerek Anayasa Mahkemesinin görev alanı belirgin hale getirilmiştir.

 

1982 Anayasası Dönemi

Anayasa Mahkemesi, 1982 Anayasasında 146 ila 153. maddeler arasında düzenlemiştir. 1982 Anayasası döneminde Anayasa Mahkemesine ilişkin ilk kanuni düzenleme, 10/11/1983 tarih ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile yapılmıştır.

1982 Anayasasında Anayasa Mahkemesine, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasa'ya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetleme; Anayasa değişikliklerini ise sadece sınırlı sayıdaki şekil eksiklikleri yönünden inceleme ve bunların yanı sıra Anayasa'da sayılan bazı kişileri görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılama ve siyasi partilere ilişkin dava ve başvurulara bakma görevi de verilmiştir.

1982 Anayasasının ilk hâlinde Anayasa Mahkemesi, on bir asıl ve dört yedek üyeden oluşacak şekilde kurulmuştur. Bu üyelerin seçimi ise Cumhurbaşkanı tarafından şu şekilde gerçekleştirilmekteydi: İki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üyeyi Danıştay, birer asıl üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay Genel Kurulunca kendi Başkan ve üyeleri arasından, üye tam sayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir asıl üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri içinden göstereceği üç aday arasından; üç asıl ve bir yedek üyeyi ise üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçmekteydi. Anayasa'ya göre Anayasa Mahkemesine seçilen üyeler 65 yaşını doldurunca emekli olmaktaydı.

 

2010 Anayasa Değişiklikleri Sonrası Dönem

Anayasanın 146 ila 149. maddelerinde değişiklik getiren 7/5/2010 tarih ve 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan halk oylamasıyla kabul edilmesiyle birlikte Anayasa Mahkemesinin kuruluşu, görev ve yetkileri yeniden düzenlenmiştir. Bu Anayasa değişikliğinin ardından kabul edilen 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile de Anayasa Mahkemesinin çalışma usul ve esasları yeniden belirlenmiştir.

Bu değişiklik ile üye sayısı on yediye çıkartılan Anayasa Mahkemesinin, iki bölüm ve genel kurul halinde çalışması benimsenmiş; Mahkemeye mevcut görevlerinin yanı sıra bireysel başvuruları karara bağlama ve bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesini yapmak üzere komisyonlar oluşturmasına imkân tanınmıştır.

Siyasi partilere ilişkin dava ve başvurulara, iptal ve itiraz davaları ile Yüce Divan sıfatıyla yürütülecek yargılamalara Genel Kurulca bakılmakta, bireysel başvurular ise bölümlerce karara bağlanmaktadır.

Ayrıca yapılan Anayasa değişikliği ile Anayasa Mahkemesine, Yüce Divan sıfatıyla, "görevleriyle ilgili suçlardan" dolayı Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, AskeriîYüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini yargılama görevine ilave olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ve Jandarma Genel Komutanını yargılama görevi de verilmiştir.

2010 Anayasa değişikliği ile birlikte, Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresi on iki yıl ile sınırlandırılmış; üyelerin yeniden seçilememesi esası da getirilmiştir.

 

2017 Anayasa Değişiklikleri Sonrası Dönem

Anayasa'nın bazı maddelerinde değişiklik getiren 21/1/2017 tarih ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un kabul edilmesiyle birlikte Anayasa Mahkemesinin kuruluşu, görev ve yetkileri yeniden düzenlenmiştir. Bu Anayasa değişikliğinin ardından 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’da da değişiklik yapılarak Anayasa Mahkemesinin kuruluşu ile usul ve esasları yeniden belirlenmiştir.

Anılan değişiklikle Anayasa Mahkemesinin üye sayısı on beşe düşürülmüş, Genel Kurulun, Başkan veya Başkanvekilinin başkanlığında on üye ile toplanacağı, Bölümlerin üye sayısı ise altı olarak düzenlenmiştir.

6771 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle "Kanun Hükmünde Kararname" kavramı kaldırılmış; Cumhurbaşkanına, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri çıkarma yetkisi verilmiştir. Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin şekil ve esas bakımından Anayasa’ya aykırılığı iddialarını inceleme yetkisi ve görevi de Anayasa Mahkemesine verilmiştir.

6771 sayılı Kanunla Anayasada yapılan değişiklikle Başbakanlık kaldırılmış ve Anayasa Mahkemesine iptal davası açabilecek olanlar da değişmiştir. Buna göre, Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas bakımından Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde iptal davası açabilme hakkı; Cumhurbaşkanına, Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuna ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere aittir.

Bu değişiklikle ayrıca, Cumhurbaşkanı Yardımcılığı kurulmuş; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ibaresinden “Yüksek” kelimesi çıkarılmış; Askerî Yargıtay ile Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmıştır. Askerî Yargıtay ile Askerî Yüksek İdare Mahkemesinden seçilen üyelerin görev sürelerinin sona ermesinden sonra anılan Mahkemelerden yeni üye seçilmeyecektir. Bu değişikliklerle beraber Anayasa Mahkemesinin Yüce Divan sıfatıyla yargılayabileceği kişiler de değişmiştir. Buna göre Anayasa Mahkemesi; Cumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını, Cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılamaktadır. Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanmaktadır. Anayasa Mahkemesinin Jandarma Genel Komutanını yargılama yetkisi ise kaldırılmıştır.

 

"ANAYASA MAHKEMESİ"

Cumhuriyet Dönemi hukuk literatüründe “Anayasa Mahkemesi” düşüncesinin ilk öncülerinden Ziya Gökalp, 18 Birinci Kânun (Aralık) 1922 tarihli “Küçük Mecmua” dergisinde kaleme “Yüce Mahkeme” başlıklı yazıda yasaların anayasaya uygunluğunun merkezi bir yargı organı eliyle denetlenmesi düşüncesini şu cümlelerle açıklamıştır.

“...Türkiye’nin Kanunu Esâsîsi (Teşkilâtı Esâsiye Kanunu) dur... Her millette kanûnu esâsiye ruhan muhalif bir takım kanunlar vardır ki ya eskiden kalmış, yahut sonradan bilinmeyerek yapılmıştır. Bu gibi kanunların mevcudiyeti, kanûnu esâsînin bütün kanunlara ma’hez olması umdesini ihlâl etmez mi? Şüphesiz ki eder. Bir milletin kanunları arasında tenâkus bulunması, bilhassa, hususî kanunlarla kanûnu esâsî arasında hakikî tenâkusların mevcudiyeti anarşilerin en büyüğüdür... Bütün kanunların kanûnu esâsîye uygun olmasını nasıl temin etmeli?... Biz kanunları en karışık bir millet olduğumuz için, Türkiye’de de Amerika’da olduğu gibi bir (Yüce mahkeme) nin tesisine ihtiyaç var. Bu mahkeme, hem hususî kanunların teşkilâtı esâsîye kanununa muvafık olup olmadığını, hem de nizamnamelerin ve talimatların hususî kanunlara muvafakatini tedkik vazifesile mükellef olmalıdır.”

Turhan Feyzioğlu, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kani Vrana ile
(27 Mayıs 1978)

Ziya Gökalp’ten sonra yasaların Anayasaya aykırılığını denetleyecek bir mahkemenin kurulması gerekliliğinden söz edilmekle birlikte, bu mahkemeye Anayasa Mahkemesi adı verilmemiştir. “Anayasa Mahkemesi” ifadesi ilk olarak Prof. Dr. Turhan Feyzioğlu’nun 1951 yılında yayımladığı “Kanunların Anayasaya Uygunluğunun Kazai Murakabesi” adlı eserinde geçmektedir.

 "25 NİSAN"

1961 Anayasasının 148/1. maddesine göre; Anayasa Mahkemesinin kuruluş ve yargılama usullerinin kanunla düzenlenmesi; Geçici 7. maddesine göre ise, 1961 Anayasası ile kabul edilmiş olan yeni organ kurum ve kurulların kuruluş ve işleyişlerine ilişkin yasaların TBMM’nin ilk toplantı tarihin-den itibaren en geç altı ay içerisinde çıkarılması gerekiyordu. 1961 Anayasasının 9.7.1961 tarihinde kabul edilmesinin ardından 15.10.1961 tarihinde yapılan seçimler sonucunda TBMM ilk toplantısını 25.10.1961 tarihinde yapmıştır. Buna göre, altı aylık süre “25 Nisan 1962” günü son buluyordu. Meclisin faaliyete geçmesinden yaklaşık 2,5 ay sonra Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan “Anayasa Mahkemesi Kanunu Tasarısı (1/99)” 11.1.1962 tarihinde Bakanlar Kurulunca kabul edilmiş, Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Tetkik Dairesinin 19.1.1962 tarihli yazısıyla Meclise; ardından 17.2.1962 tarihinde Adalet Komisyonuna sevk edilebilmiştir. Bu arada, istanbul Milletvekili Saadet Evren ve üç arkadaşının hazırladığı “Anayasa Mahkemesi Kanunu Teklifi (2/125)” Meclise 1.2.1962 tarihli bir yazı ile sunulmuştur. Hükümet Tasarısı ile Milletvekillerinin sundukları Teklif birlikte müzakere edilmek üzere Anayasa Komisyonuna gönderilmiştir.

Birleştirilen teklifler Adalet, Bütçe ve Anayasa Komisyonlarında 2,5 ay içinde görüşüldükten sonra 5.04.1962 tarihinde Meclis Genel Kuruluna sevk edilerek milletvekillerine dağıtılmıştır. TBMM içtüzüğü gereğince 48 saat sonra görüşmelerin başlaması gerekirken 105 sayfalık Tasarının 6 Nisan günü gündeme alınmasıyla ilgili olarak biri Anayasa Komisyonundan diğeri Niğde Milletvekili Mehmet Altınsoy’dan gelen iki takrir yapılan eleştiriler üzerinde reddedilmiş; Tasarının görüşülmesi 9.4.1962 tarihine ertelenmiştir. 9 Nisan tarihinde yapılan 71. Birleşimde gerekçeler okunmadan görüşmelere başlanmıştır. Tümü üzerinde yapılan görüşmelerin ardından 3 gün süren müzakereler sürdürülmüştür. 11.4.1962 tarihli 73. birleşimde kabul edilen 44 sayılı Kanun Millet Meclisi Başkanlığının 12.4.1962 tarihli yazısı ile Cumhuriyet Senatosuna gönderilmiş; 25 Nisan tarihine kadar yasalaştırılabilmesi amacıyla Karma Komisyonda birlikte incelenmiştir. Komisyon Raporunu 15.4.1962 tarihinde dağıttıktan üç gün sonra görüşmelere başlanmış; Kanun metni Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunca 20.4.1962 günkü 54. Birleşimde kimi değişikliklerle kabul edilmiş ve aynı gün Millet Meclisine gönderilmiştir. Cumhuriyet Senatosunca yapılan değişikliklerden bazılarının Millet Meclisinin 21.4.1962 günkü 78. Birleşiminde benimsenmemiş olması dolayısıyla iki Meclis arasında çıkan anlaşmazlıkları çözmekle görevli Karma Komisyon Raporunu 21.4.1962 tarihinde Meclis Başkanlığına sunmuştur.

Görüşmelere 48 saatlik bekleme süresinin dolması beklenmeden başlanmış; müzakereler 22 Nisan’da Kanunun yasalaşmasıyla sonuçlandırılmıştır.

 

 

Cumhurbaşkanı, Kanunun 25 Nisan’da yürürlüğe girebilmesi için 10 günlük inceleme süresini beklemeden yayımlatılması için Başbakanlığa göndermiştir. 22.4.1962 tarih ve 44 sayılı “Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun” 25.4.1962 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Anılan Yasanın 1. maddesine göre; “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile verilen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak üzere başkentte bir Anayasa Mahkemesi kurulmuştur”. Yasanın yürürlük tarihini düzenleyen 59. maddeye göre; “Bu Kanun 25 Nisan 1962 tarihinde yürürlüğe girer”.

 

 

Seçilen üyelerin Cumhurbaşkanı tarafından Resmi Gazete'de duyurulması 24.5.1962'de olmuştur. İlk üyeler bu tarihte göreve bafllamışlardır. Başkan seçimi için ilk toplantı 30.5.1962'de yapılmış; ilk Başkan ve Başkanvekili 22.6.1962'de seçilmişlerdir. 44 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesine göre; Anayasa Mahkemesinin “… kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren en geç bir ay içerisinde faaliyete geç[mesi]” gerekiyordu. Ne var ki, Anayasa Mahkemesi dört aydan fazla bir gecikme ile 28.8.1962 tarihinde resmen çalışmaya başlamıştır.
44 sayılı Kanunun Geçici 2 nci maddesi: “Anayasa Mahkemesinin görevine başladığı, Resmi Gazete ile ilan edilir.”

 

 

 

İlk toplantı 1.9.1962'de yapılarak, ilk karar 5.9.1962'de verilmiştir.
İptal isteminde bulunan İnaç Tureren adlı kişinin başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesi ilk kararını (K.1962/1) vermiştir: “Anayasanın 149 uncu ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 22/4/1962 gün ve 44 sayılı Kanunun 21 inci maddelerinde iptal dâvası açmaya yetkili olan kişi, kurul ve makamlar açıkça belirtilmiştir. İstek sahibi ise bu maddelerde sayılanlardan değildir. Bu sebeple dilekçenin yetki bakımından reddi gereklidir… Gösterilen sebepten ötürü dilekçenin reddine, işbu kararın dilekçe sahibine tebliğine, aynı kanunun 51 inci maddesi uyarınca Resmî Gazete'de yayınlanmasına 5/9/1962 gününde oybirliğiyle karar verildi”. Günümüzde bireysel başvuru (anayasa şikayeti) olarak adlandırılan bu tür başvurular, 1962 yılında 109, 1963 yılında 168 kez yapılmış; Anayasa Mahkemesinin yetkisizlikten red kararları vermesi üzerine sonraki yıllarda giderek azalmıştır.

Anayasa Mahkemesinin ilk kararları 3.10.1962 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

 

 

 

 

Anayasa Mahkemesinin ilk üyeleri

Soldan sağa: Ömer Lütfi Akadlı, İhsan Keçecioğlu, Yekta Aytan, İsmail Hakkı Ülkmen, Rifat Orhan Göksu, Tevfik Gerçeker (Başkanvekili),Mustafa Ekrem Tüzemen, Sünuhi Arsan (Başkan); Osman Yeten; İsmail Hakkı Ketenoğlu, Ali Fazıl Uluocak, Ahmet Akar, Ömer Lütfi Ömerbaş, Mahmut Celâlettin Kuralmen, Salim Başol, Muhittin Gürün, İbrahim Hilmi Senil (Resimde olmayan ilk üyeler: Avni Givda, Ekrem Korkut ve M. Şemsettin Akçaoğlu)

 

 

Anayasa Mahkemesinin ilk 16 üyesi 24 Mayıs 1962 tarihinde göreve başlamıştır. Millet Meclisi kontenjanından seçilen Mahmut Celâlettin Kuralmen, İsmail Hakkı Ketenoğlu, Ali Fazıl Uluocak ve Yekta Aytan'ın göreve başlamaları 28 Mayıs-16 Haziran 1962 tarihleri arasında olmuştur.

 


Anayasa Mahkemesinin İlk Başkanvekili Tevfik Gerçeker yemin ederken (Arkada Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel)
(24 Mayıs 1962)

 “Asıl teminatını Türk vatandaşlarının gönül ve iradelerinde bulan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını koruyacağıma: görevimi, doğruluk, tarafsızlık ve hakka saygı duygusu içinde, sadece vicdanımın emrine uyarak yapacağıma, namusum üzerine yemin ederim.”

 

 

 

 

 

 

Anayasa Mahkemesinin 3.8.1962 tarihli İçtüzüğüne 7.12.1963 tarihinde ilave edilen Ek Madde ile Başkan ve üyelerin kisvelerinin nasıl olacağı düzenlenmiş; üyelikten ayrılmış olanların da çağrıldıkları törenlere kisve ile katılabilmelerine olanak sağlanmıştı. 6.4.1964 tarihinde Ek Maddeye eklenen üç ve dördüncü fıkralarda yandaki fotoğrafta görülen “başlığın” şekli ve giyilme usulü düzenlenmişti. Buna göre; “Anayasa Mahkemesi Başkan ve Üyeleri, kisveleri ile birlikte, üstlük kumaşından, üzeri geniş ve körüklü 11 cm yüksekliğinde, sağ ve sol yanları katlanmaya elverişli şekilde köşe çizgili, sağ tarafında üstlüğün yakasındaki motiflerden dikey bir işleme bulunan başlık giyerler[di]”. “Başlık duruşmalarda ve kapalı yerlerdeki törenlerde giyilmez; dışarıda saygı duruşlarında çıkarılır[dı]”.

13.7.1963 tarihinde emekliye ayrılan Başkanvekili Tevfik Gerçeker
14. 9.1964 tarihinde yemin ederek göreve başlayan Yusuf Cemalettin Köseoğlu (solda) ile birlikte.

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Tevfik Gerçeker, 29 Ekim 1963 günü Başbakan İsmet İnönü, Meclis Başkanı Fuat Sirmen, Cumhuriyet Senatosu Başkanı Suat Hayri Ürgüplü ve Kabine Üyeleriyle birlikte Ata’nın huzurunda saygı duruşunda

29 Ekim 1963 günü yapılan Anıtkabir ziyareti sonrası Tevfik Gerçeker, İsmet İnönü ve Genel Kurmay Başkanvekili ile yan yana (önde, Cumhuriyet Senatosu Başkanı Suat Hayri Ürgüplü ve Meclis Başkanı Fuat Sirmen).